RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 23-01-2021 17:15   Güncelleme : 23-01-2021 17:15

Türkiye'nin ilk OSB kadın başkanı: Yumruğu masaya vurmak lazım

Kadınların hem sanayide hem siyasette söz sahibi olması kolay değil. Ama Fidan Aslan Eroğlu’nun hikayesi makina yağı kokusu içinden siyasete uzanıyor.

Türkiye'nin ilk OSB kadın başkanı: Yumruğu masaya vurmak lazım

Türkiye’nin ilk ve tek kadın Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Fidan Aslan Eroğlu aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesi. Marmara Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nü bitiren Eroğlu, ardından Londra’da MBA yapmış.

 

Eroğlu, aslında fabrikaların içinde doğmuş bir kadın. “Fabrika ortamını, makina yağı kokusunu hep sevdim. Ama şu anda siyaset iş hayatımın önüne geçmiş durumda” diyor. Sanata meraklı. Çalışma odasının bir tarafında takı tasarım atölyesi diğer tarafında yağlıboya atölyesi kurmuş. Hatta bir dönem sanat galerisinde 6 ay staj yapmış tablo tozu bile almış. Kırklareli Vize’de kurulu PAGDER&ASLAN Plastik İhtisas OSB’nin Yönetim Kurulu Başkanı Fidan Aslan Eroğlu’na kulak verelim.

- Türkiye’nin ilk kadın OSB başkanısınız, nasıl başladı bu iş?

Hikayemiz özkaynaklarımızla satın aldığımız arazinin 2002’de özel OSB olarak ilan edilmesiyle başladı. 2012’de, tanıştığımız Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) ile birlikte bölgeyi plastik sanayi üreticilerine kazandırdık. Bu işbirliğine daha sonra ToyKoop ve Evsid ile devam ederek hem bölgenin kalkınmasında hem de ülkemize katma değer yaratacak yatırımların başlamasının startını verdik.

- Erkek egemen bir iş kolunda faaliyet göstermenin ne tür zorlukları var?

İş hayatı toplumsal cinsiyet ayrımcılığını en nesnel olarak gözlemlediğimiz alan maalesef. Kadınlar erkeklerin tekelinde olarak görülen işlerde kendini kanıtlamak için çok çalışmak ve herkesten çok çaba sarfetmek zorunda kalıyor. Hem kadın hem de bir anne olarak yoğun bir tempoda mesai vermek, önyargılarla sürekli mücadele etmek ve gerektiğinde masaya yumruk vurmak gerekti. Ancak ben bir kadının karar verince başarılı olamayacağı herhangi bir işkolu olduğunu düşünmüyorum. Siyasette de durum böyle. Siyaset alanında liderlik görevi almış bir kadının ne kadar başarılı olduğunun örneklerinden biri Canan Kaftancıoğlu’dur.

- Hayalinizdeki iş neydi?

İş yaşamımın çoğu sanayi tesislerinde geçti. Gerek Türkiye’de gerekse yurtdışında uzun yıllar yöneticilik yaptım. Fabrika ortamını, makina yağı kokusunu, problem çözmeyi, takım yönetmeyi hep sevdim. Başka bir işte olmayı hayal etmedim.

SİYASET İŞ HAYATININ ÖNÜNE GEÇTİ

- Şimdi siyasetçi kimliğiniz de var iki işi bir arada yürütmenin zorlukları neler?

Lise yıllarımdan beri siyasete ilgi duyuyordum. Siyasette aktif bir rol almak hayatıma bambaşka bir dinamizm kattı. İstanbul için tutku ve heyecanla çalışıyorum. Şu anda siyaset iş hayatımın önüne geçmiş durumda. Sorumluluklarımı paylaşarak ikisini, hatta anneliği de sayarsak üçünü bir arada yürütmek için çabalıyorum. Mücadeleye devam.

ZORLUK DEĞİL AYRICALIK

- Belediyede kadın olarak nasıl bir vizyonunuz var?

İBB çatısı altında Şehir Tiyatroları’nın yönetim kurulu üyeliğini ve AB ve Dış İlişkiler Komisyonu üyeliğini yürütüyorum. Ekrem İmamoğlu Başkanın yönettiği İBB’de kadın olmak bir zorluktan çok ayrıcalık. Kadınlarla ilgili oldukça kararlı ve yenilikçi adımlar atıyoruz.

Kadın istihdamı konusunda kısa zamanda çok yol katettik. Kadın yönetici oranı yüzde 9.5’ten yüzde 30’a çıktı. 150 mahalleye 150 kreş projesiyle kadınların iş hayatına ve sosyal hayata katılımını teşvik etmeyi hedefliyoruz. 0-4 yaş arası çocuğu olan annelere ücretsiz ulaşım imkanı tanıdık. Kadın Dayanışma Evi kurduk.

Kadına şiddet de çok arttı neye bağlıyorsunuz? Şiddetin önüne geçmek için hangi adımlar atılmalı?

Üzülerek söylüyorum ki ülkemizde kadınların yüzde 38’i şiddete maruz kalıyor. 2020 yılında 300 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 171 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu. Aldığımız her haberde paramparça oluyoruz tüm kadınlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen politikalar ve maalesef kadının iradesini yok sayan bir zihniyetin varlığı toplumumuz için büyük bir utanç kaynağı olan bu olaylara sebep oluyor.

Kadınların büyük mücadelelerle elde ettiği 6284 sayılı kanunun ve İstanbul Sözleşmesi’nin etkin bir biçimde uygulanması gerekiyor.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bütçesinde şiddeti ortadan kaldırmaya ve şiddet görenlerin hayatlarını iyileştirmeye yönelik yeterli bir pay ayrılmalı. İBB çatısı altında kurduğumuz kadınları güçlendirici ve bağımsızlaştırıcı dayanışma evlerinin sayısı arttırılmalı.

- Kadın çalışan sayısını arttırmak için neler yapılmalı?

Kadınlara özel, istihdam yaratacak politikaların planlanması ve hayata geçirilmesi; bu politikaların kadın işi-erkek işi ayrımına karşı eşitlikçi bir yaklaşımla düzenlenmesi gerekiyor. Kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin çocuk ve yaşlı bakımına yönelik merkezlerin sayılarını arttırmaları gerekiyor. İBB’nin ‘Yuvamız İstanbul’ projesi tam da bu nedenle çok çok önemli. Bunların bir adım öncesi de tabii ki cinsiyet eşitliği temelinde kurgulanmış bir eğitim politikası.

Yapacak çok işimiz var; geriye gitmekten, yerimizde saymaktan bir an evvel kurtulmalıyız.

- Nasıl bir Türkiye hayaliniz var?

Vatandaşlarımızın her birinin yaşamını idame ettirmesi için gereken temel bir gelire sahip olduğu, adaletin istisnasız herkes için işlediği, gençlerin seslerinin duyulduğu, ayrımcılık ve ötekileştirmenin olmadığı, medyanın bağımsız olduğu, kadınların öldürülmediği bir Türkiye hayal ediyorum.

TAKI TASARIMI VE RESİM YAPIYORUM

- Biraz günlük rutininizden bahseder misiniz?

Günlük rutinim herkes gibi pandemi döneminde oldukça değişti. İş yemekleri, eş-dost buluşmaları rafa kalktı. Gün içinde gerek evden gerekse ev dışında işimle ve İBB ile ilgili toplantı ve görüşmelerimi yürütüyorum. Akşamları oğlumla ve eşimle zaman geçiriyorum, fırsat kalırsa da hobilerimle uğraşıyorum.

- Ne tür hobileriniz ve tutkularınız var?

En büyük tutkum öğrencilik. İlgimi çeken, merak ettiğim her konuda bir kursa ya da seminere katılmak beni çok heyecanlandırıyor ve mutlu ediyor. Örneğin siyah/beyaz analog fotoğrafçılık, çeşitli dünya mutfakları kursları, dijital müzik eğitimi, işimle bağlantılı stress yönetimi ve zaman yönetimi konularında eğitimler ilk aklıma gelenler. Öğrenciliği daha da ileri götürerek bir sanat galerisinde 6 ay boyunca haftanın 1 günü stajyer gibi çalıştım. Tablo tozu da aldım. Pandemi döneminde de SODEV’in düzenlediği eğitimlerin hiçbirini kaçırmadım.

Seyahat etmek, turistik rotaların dışında dolaşarak yeni kültürleri keşfetmek de bir diğer tutkum. Üniversite yıllarımdan beri hiç değişmeyen bir hobim takı tasarımı. Zamanı unuttuğum, tüm streslerden arındığım, çok keyif aldığım bir hobi. Çalışma odamın bir köşesinde ufak bir atölyem var. Takıları eşe dosta hediye ediyorum. Doğal taşlar ve pirinç malzeme ile tasarımlar yapıyorum. Bir köşede fırçam boyalarım yağlıboya resim yapıyorum. Sanata ve tasarıma çok meraklıyım.

TÜRKÜ DE DİNLERİM KLASİK MÜZİK DE

- Ne okur, ne dinler, neler izlersiniz?

Okul yaşamım boyunca sabahlara dek not alarak aşkla kitap okuyan biri olarak son yıllarda kitap okuma performansımdan hiç mutlu değilim. En çok biyografi ve fantastik kitaplar okumayı severim.

Türküden klasik müziğe kadar geniş bir yelpazede ruh halimle bağlantılı olarak her türlü müziği dinlerim.

Biyografi, bilim kurgu ve fantastik filmler en sevdiklerim. En son bir İngiliz kadın aktivist olan Sally Alexander’ın yaşamından bir kesiti anlatan bir film izledim. Son günlerde oğlumla Harry Potter serisini tekrar izliyoruz.

- İdolünüz kim?

İş yaşamında idolüm en acımasız eleştirileri, en büyük alkışları veren babamdır. Hayatta bir kadın olarak idolüm ise benim için sabrın, doğruluğun ve dürüstlüğün sembolü olan annemdir.