KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 15-02-2021 11:54   Güncelleme : 15-02-2021 11:54

Sürgünde yaprak döken bir edebiyat çınarı

Türk edebiyatında 1950 kuşağının önemli yazarlarından Demir Özlü kalp krizi nedeniyle İsveç’te vefat etti. 12 Eylül darbesinden sonra siyasi eylemleri nedeniyle vatandaşlıktan çıkarılan Özlü, 30’un üstünde esere imza attı. Türkiye’ye ancak 1989’da dönebilen yazar, o tarihten beri hayatını sürgün günlerinin şehri Stockholm ve romanlarının şehri İstanbul’da sürdürüyordu.

Sürgünde yaprak döken bir edebiyat çınarı

Türk edebiyatının önemli isimlerinden öykü, deneme, gezi, anı ve roman yazarı Demir Özlü 40 yılı aşkın bir süredir yaşamını sürdürdüğü İsveç’te 13 Şubat’ta geçirdiği kalp krizi nedeniyle 86 yaşında hayata veda etti.

Özlü’nün vefatını kızı Ayda Özlü Çevik “Sevgili babam Demir Özlü bugün dünyaya veda etti. Kentleri, özellikle de İstanbul’u, Beyoğlu’nu çok güzel betimledi öykülerinde, anlatılarında ve romanlarında” cümleleriyle duyurdu. 12 Mart askeri darbesi döneminde bir süre tutuklu kalan Özlü 1979’da İsveç’e yerleşmişti. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türk vatandaşlığından çıkarılan Özlü, Türkiye’ye ancak 1989’da dönebilmişti.


Yazar, o tarihten beri hayatını Stokholm ve İstanbul şehirlerinde sürdürüyordu. 1986’da yaşama veda eden edebiyatçı Tezer Özlü’nün ağabeyi, usta çevirmen Sezer Duru’nun kardeşi olan Özlü, yaşamı boyunca 30’un üstünde esere imza attı.  

‘SENİNLE İLK GENÇLİĞİM DE ÖLDÜ’

Demir Özlü’nün İsveç’ten gelen acı haberinin ardından edebiyat dünyasından birçok isim sosyal medyada üzüntüsünü dile getirdi. Yazar Ahmet Ümit yazara “Bizi derinden etkileyen romanlarında yaşayacak. Sevgiyle, saygıyla, hayranlıkla...” sözleriyle, şair Ataol Behramoğlu “Sımsıcak gülüşlü, güzel yürekli, gerçek bir aydını, seçkin bir yazarı, çok sevgili Demir Özlü’yü kalplerimize uğurluyoruz. Hayatı yaşanmaya değer kılan ender bir insandı” ifadeleriyle veda etti.


Özlü ile dostluğu Kabataş Erkek Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarına dayanan şair Hilmi Yavuz, yazarın ardından paylaştığı gençlik fotoğraflarıyla birlikte şu satırları kaleme aldı: “Canım Demir, 1950’de Kabataş Lisesi’nde başlayan arkadaşlığımız; -demek 70 yıl! üniversite yıllarımız, Atikali’de, Çelebi Süleyman Sokağı’ndaki evinizde, ‘Bunaltı’yı, bana ‘kuşluk olsun diye’ imzalaman. Panayot geceleri (Ünal sen ben: pano’da çekilmiş fotoğraf. 1955 olmalı.

Beyoğlu’ndan Fatih’e, evlerimize yürüyerek döndüğümüz geceler;- ya da Fatih’ten İstiklal’e. Ayhan’a aşk. Lebon’un kapısında Ayhan, Ayhan... ‘a’ dergisi. Fakülte kantini. ‘Anılar, anılar, ne istersiniz benden?’ seninle ilk gençliğim de öldü Demir. Ne kimse kaldı ne kimselere kaldım. ‘Bir zevk-i tahattur kaldı/ bu sönen, gölgelenen dünyada’ diyordu Haşim, tahatturun da zevki kalmadı, anacım!”. 


demir-ozlu-haber-icine.jpgHillmi Yavuz, Demir Özlü ve arkadaşları Ünal Tayfun. (Soldan sağa.) Özlü, 1950 kuşağı öykücüleri içinde bireyin yalnızlığını, bunalımlarını simgesel bir dille işlediği metinleriyle öne çıktı.

12 EYLÜL’ÜN ‘SAKINCALI’ YAZARI 

9 Eylül 1935’te İstanbul’un Vefa semtinde doğan Demir Özlü, Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi.  İlk öykülerini lisede öğretmenleri Behçet Necatiğil’in önderliğinde, Hilmi Yavuz ve Hasan Pulur’la birlikte çıkardığı Dönüm dergisinde yayımladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Paris’te, Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe eğitimi gördü. 


1969’da ‘sakıncalı’ olarak askere gitti ve yedek subaylık hakkı elinden alınarak Muş’ta çavuş olarak askerlik yaptı. 12 Mart askerî darbesinden sonra bir süre tutuklu kaldı. 1979’da Stokholm’e yerleşti. 12 Eylül darbesinden sonra vatandaşlıktan çıkarıldı. Türkiye’ye 1989’da dönebildi. Türk Dil Kurumu Hikâye, Sait Faik Hikâye, Orhan Kemal Roman, Dünya Kitap Dergisi Yılın Kitabı, Yunus Nadi Roman ve Sedat Simavi Edebiyat ödüllerine değer görüldü.