DÜNYA
Giriş Tarihi : 09-01-2021 15:04   Güncelleme : 09-01-2021 15:04

'Soy' kırım itirafı

Doğu Türkistan’da kadınların zorla kısırlaştırıldığı iddialarını Çin dolaylı olarak kabul etti. Resmî bir raporda Uygur kadınları için “Bebek yapma makinası olmaktan kurtuldular” denildi. Çin’in Washington Büyükelçiliği de kamplardaki kadınlara yapılanları “üreme sağlığı kazanarak özgürleştiler” diye savundu.

'Soy' kırım itirafı

 Sincan Kalkınma Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan rapor, Çin medyasında “Aşırılığın ortadan kaldırılması Sincan kadınlarına çocuk doğurma konusunda bilinçli tercih hakkı sağladı” başlığı ile haberleştirildi. İnsanlık dışı uygulama raporda pişkin ifadelerle savunuldu.

“Uygur kadınları bebek yapma makineleri olmaktan çıkarıldı” sözlerine yer verildi. Çin’in ABD Büyükelçiliği de kamplarda tutulan kadınlar için “zihinleri özgürleştirildi ve üreme sağlığı kazandırıldı” şeklinde paylaşım yaptı. 

2018’DE 60 BİN KISIRLAŞTIRMA 

Çin’in ‘aile planlaması politikalarının bölgede tam olarak uygulandığı’ ifade edilen rapora göre doğum oranı 2017’de yüzde 1.6 iken 2018’de yüzde 1’e, doğal nüfus artış hızı da yüzde 1.1’den yüzde 0.6’ya düştü.

Kayıtlara göre ülke genelindeki doğum kontrol cihazlarının yüzde 80’i Doğu Türkistan’da kullanıldı. 2014’te 3 bin 214 kısırlaştırma yapılan bölgede bu sayı 2018’de 60 bin 440 oldu. BM “Belirli bir topluluk içindeki doğumları engellemeyi” soykırım eylemi kabul ediyor.  

Çin’de bir internet haber sitesinde, Doğu Türkistan’daki kadınların doğurganlığını azaltan yöntemler uygulandığının yazılması, Pekin yönetimini de itirafa zorladı. Haberi Twitter’dan paylaşan ABD’nin Çin Büyükelçiliği, “kısırlaştırma” uygulamasını “kadınları özgürleştiriyoruz” kılıfıyla savunmaya kalktı.

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine uyguladığı zulüm her geçen gün daha da belirginleşiyor. Önceki gün China Daily adlı bir internet haber sitesinde yer alan haberde, Doğu Türkistan’daki Uygur Türkü kadınların doğurganlığını azaltan yöntemler uygulandığının yazılması, Pekin yönetimini de itirafa zorladı.

“Aşırılığın ortadan kaldırılması Sincan kadınlarına daha fazla özerklik kazandırdı” başlığı ile yayınlanan haberde yer verilen raporda, Uygur Türkü kadınların kısırlaştırılmasına “Kadınlar çocuk yapma makineleri olmaktan çıkarıldı” cümleleri ile yer verildi.

 

Çin’in ABD Büyükelçiliği de kadınların kısırlaştırılmasını ve kültürel soykırımı “Zihinlerin özgürleştirilmesi ve üreme sağlığı” olarak ele alan haberi paylaştı. China Daily’nin aktardığı Sincan Kalkınma Araştırma Merkezi tarafından önceki gün yayınlanan raporda, Çin’in politikalarının sonucu şöyle verildi:


“Doğum oranı 2017’de yüzde 1,6’dan 2018’de yüzde 1’e düştü ve doğal nüfus artış hızı yüzde 1,1’den yüzde 0,6’ya düştü. Uygur nüfusu 2010’da 10,2 milyondan 2018’de yüzde 25’in üzerinde bir artışla 12,7 milyona yükselirken, bölgedeki Han nüfusu ise aynı dönemde sadece yüzde 2 artarak 9 milyona çıktı.”

Uygur Türkü Müslümanları kamplarda tuttuğu için uluslararası kamuoyu ve insan hakları örgütleri tarafından eleştirilen Çin yönetiminin, Müslüman azınlığın nüfusunun artmasını engellemek için mecburi doğum kontrol yöntemleri uygulamaya koyduğu ortaya çıkmıştı.

Geçen yıl yayınlanan bu araştırma raporunda, Alman bilim insanı Adrian Zenz, 2018’de Doğu Türkistan’da doğal nüfus artış hızında önemli bir düşüş olduğunu söylemiş ve Çin’in Uygur nüfusunun büyüklüğünü kontrol etmeye çalıştığını kanıtladığını açıklamıştı.

Resmi kayıtlara göre Çin genelinde tüm rahim içi kontraseptif cihazların (IUD) yüzde 80’i Uygurların bulunduğu Doğu Türkistan bölgesinde kullanıldı. Yaşananlar özellikle de Birleşmiş Milletler soykırımı önleme konvansiyonun “Doğum engelleme” kriterine uyuyor.