Hukukun Çelik Çemberi:

Mustafa KABA

10-09-2026 14:05

Kamu Malına Uzanan Ellerin Kaçışı Yok!
Devletin en kritik savunma ve üretim üsleri arasında yer alan Kamu kurumları, fabrika Müdürlükleri, KİK-KİT vs Tümü doğrudan bu aziz milletin alın teriyle, şehitlerin emanetiyle ve milli bütçeyle ayakta duran, beka seviyesinde öneme sahip kurumlardır. 
   Bu Devlet kurumları ve aynı zamanda üretim ve stratejik yapılarda yöneticilik makamına getirilenlerin sorumluluğu, sıradan bir idari görevden fersah fersah ötedir. 
   Buradaki her bir çark, her bir kuruş milletin geleceğidir. Ancak makamların verdiği yetkiyi kamu yararı yerine şahsi ikbal, zimmet veya irtikap kapısı olarak görenler; arkalarındaki güç, unvan veya koruma kalkanı ne kadar büyük olursa olsun, hukukun çelik çemberinden asla kaçamayacaklardır.
   Hiçbir yöneticinin nüfuzu, Türk adaletinin usul ve esas sınırlarının üzerinde değildir. 3628 Sayılı Kanun’un amir hükmü çok nettir: 
   Kamu malına el uzatıldığı, yetkinin nüfuz ticaretiyle kirletildiği an, hiçbir bürokratik izin mekanizmasına gerek kalmaksızın adli yargı doğrudan, sapmasız ve tavizsiz bir şekilde harekete geçer. 
   MASAK’ın mali radarları, müfettişlerin teftiş raporları ve savcılık makamının doğrudan soruşturma yetkisi; tüyü bitmemiş yetimin hakkını çalanların yakasına şah damarından yapışacak güce sahiptir.
   Milletin malına göz dikenler şunu çok iyi bilmelidir: Adalet belki gecikir ama asla kör değildir. Ne zaman aşımı sürelerinin arkasına saklanıp kendinizi unutturabilirsiniz ne de haksız edindiğiniz malları eşin, dostun, akrabanın üzerine geçirerek kurtarabilirsiniz. 
  Kazanç müsaderesi mekanizması, ucu nereye dayanırsa dayansın o haksız varlıkları kökünden kazıyıp ait olduğu yere, yani millete er ya da geç iade edecektir.  Bu suçları işleyenler asla kaçamayacaktır.
   Bu kurumlarda devlet mekanizmasının asıl sahibi olan vatandaş adına, bir adalet nöbetçisi olarak açıkça ilan ediyorum:        Devlet kurumları  bünyesinde yaşanan ve kamuyu zarara uğratan her idari adımın, kapalı kapılar ardında yürütülen her şüpheli iş ve işlemin sonuna kadar takipçisiyim.         Görevini namusuyla yapan dürüst çalışanların haklarını korumak ne kadar devletin borcuysa, kamu gücünü kötüye kullanan idarecileri adalet önünde hesap vermeye zorlamak da bizlerin vatandaşlık ve insanlık borcudur. 
            Kimsenin şüphesi olmasın!
   Üst adalet mekanizması sapmasız işleyecek; bu takibin ve hak arayışının karşısında hiçbir gayrimeşru güç duramayacaktır. 
      
Yazarın Notu: Bu yazı, belirli bir kurumu veya hedef gözeterek suçlamayı değil; devletin en hayati ve stratejik damarlarında görev yapan tüm idarecilerin taşıdığı büyük sorumluluğu hatırlatmayı amaçlamaktadır. Toplumsal vicdanı ve adalete olan güveni diri tutmak , astlara karşı idari görevini kötüye kullanıp tehdit, baskı, ötekileştirme, işini yapmaya engel olma, mobbing yapan liyakatsiz iş kotarma!  Yanlışı içinde olanların her an hesap vereceği günleri için şimdiden vatandaşlık sorumluluğu adına kaleme alınmış olup, kamusal kaynakların korunması hususunda topyekun bir duyarlılık çağrısı niteliğindedir. 
         Kamuoyuna saygıyla sunulur.

DİĞER YAZILARI Yazar Biyografisi: 01-01-1970 03:00 Yeryüzü Kardeşlik Coğrafyası Türkiye Cumhuriyeti Cennet Vatan Anadolu 01-01-1970 03:00 ACİL ÇAĞRI: HALKIN SABRI DA, SÖZLEŞMESİ DE ÇATIRDIYOR! 01-01-1970 03:00 ATA GENLERİNDE VAR OLAN GİZİL GÜCÜNÜN ŞİFRESİNİ ÇÖZ, AÇIĞA ve ALÇAKLARA VUR !... 01-01-1970 03:00 Ne zaman Evet. Ne zaman Hayır ? Evet, Mi - Hayır Mı? 01-01-1970 03:00 Yeşilin Başkenti Rize Şehir Merkezi Yeşile Hasret. 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL YOZLAŞMAYA KARŞI DÜRÜST İNSANLARIN SORUMLULUK ALMASI ŞART. 01-01-1970 03:00