EĞİTİMİN EKONOMİ POLİTİĞİ

Mustafa KABA

14-09-2026 14:48


                 Geleceğin Pusulası: 
 İlk Zille Birlikte Çağı Yakalamak varken!
       Geleceğimizi Nasıl Kaybediyoruz?
  Ekonomik gelirleri Farklı sınıflardan, farklı hayat deneyimlerinden gelen zeki çocukların beslenemediği bir kültür ve bilim dünyası çoraklaşır.
  Ekonomisi yüksek gelirli ancak fakir bir zeki çocuktan çok zeki olmayanlar Paralı Eğitim satınalma yoluyla toplumda yönetici kadrolarına  (Liyakatsiz)  geldikçe ülke ve toplum tüm alanlarda çoraklaşır
  Bir ülkenin geleceğini tasarlayacak kadroların sadece "zengin aile çocuklarından" devşirilmesi, o ülkenin entelektüel ve ekonomik kapasitesini sınırlar ve Sosyal Sınıfların Katılaşmasına yol açar.       
  Eğitim, tarihsel olarak alt sınıfların yukarı tırmanmasını sağlayan bir "sosyal hareketlilik" aracıydı. Bu araç elinden alınan yoksul ve zeki gençler, sisteme karşı derin bir adaletsizlik duygusu ve öfke beslemeye başlar, bu da toplumsal barışı ve aidiyet duygusunu zedeler.
   Özetle, zeki ama yoksul çocukları geride bırakan bir eğitim sistemi, kendi geleceğini küresel-Emperyal piyasanın insafına satmış bir sistemden başka birşey olamaz.
                       Şimdi biraz da; 
Farklılaşarak dengesizleşen ve Eğitimde fırsat eşitliğini bozan Okul Kalitesi ne demektir?  
            "Birlikte İrdeleyelim mi?"  Parası olanın nitelikli, yabancı dil ağırlıklı, kampüs olanakları geniş özel okullara veya nitelikli devlet okullarına (velilerin yaptığı bağışlar ve semt avantajıyla) gittiği; diğer yanda yoksulun ise öğretmeni sürekli değişen, fiziki şartları yetersiz okullara sıkıştığı bir sistem. Oldu mu şimdi bu?
 Eğitim adaleti sağlayan bir merdiven olmaktan çıkıp, sınıflar arasındaki uçurumu büyüten bir kaldıraç olmamalıdır; değil mi?

    7-11 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen uyum eğitimiyle, minik adımların okul koridorlarında yankılandığı o ilk heyecana şahit olduk. Önümüzdeki 14 Eylül 2026 Pazartesi günü ise tüm kademelerde 2026-2027 eğitim-öğretim yılı için resmi olarak ilk ders zili çalacak. 
   Her yeni eğitim yılı, sadece öğrencilerin sıralara geri dönüşü değil; bir milletin geleceğe doğru attığı yeni ve kararlı bir adım anlamını taşır.
 Tüm zamanlarda ve Modern dünyada bir toplumun varoluş mücadelesi, sınıfların içinde verilir. 
  Çağın eğitim seviyesini yakalayamamış, bilgi üretimi standartların gerisinde olan bir ülkenin, diğer alanlarda kalkınmasını beklemek ham bir hayalden ibaret kalır. 
  Ekonomiden teknolojiye, sanattan sanayiye kadar her alanda yaşanan az gelişmişlik ve geri kalmışlık sendromu, temelde eğitim sistemindeki tıkanıklıkların bir sonucudur. 
  İleri ülkeler seviyesine ulaşmanın, küresel rekabette "ben de varım" diyebilmenin tek anahtarı; modern, sorgulayıcı ve çağın dinamiklerine entegre olmuş bir eğitim modelidir.
   Ancak en mükemmel eğitim sistemini kursanız bile, onu işletecek ve taçlandıracak asıl unsur liyakattir.
   İşin ehline verilmediği, yeteneğin ve emeğin ödüllendirilmediği bir düzende, okullarda geleceği inşa edecek nice  cevherler heba olmaya mahkum edilir.
   Eğitimde, bürokraside ve üretimde liyakat ilkesini tam anlamıyla hakim kılamayan toplumlar, beşeri sermayelerini doğru yönetemezler. 
  Adalet ve liyakatle yoğrulmuş bir kurumsal yapı, çağdaşlaşma yürüyüşümüzün en sağlam güvencesidir.
  Bu adalet arayışının ve emeğin korunmasının en önemli güvencelerinden biri de kuşkusuz sendikal hakların savunulmasıdır. 
  Gerek eğitim neferlerimiz olan öğretmenlerin gerekse üretim çarklarını döndüren işçi ve emekçilerin hak arama hürriyeti, demokratik bir toplumun olgunluk göstergesidir. 
  Güçlü, bağımsız ve örgütlü bir sendikal yapı; çalışanların motivasyonunu artırır, iş barışını sağlar ve emeğin hakkının teslim edilmesinde köprü görevi görür. 
  Sendikal hakların korunduğu bir iklim, üretimin kalitesini ve toplumsal huzuru da doğrudan yukarı taşır.
   Eğitimi çağın ötesine taşımak, liyakat ve sendikal haklarla tahkim etmek, bu toplumsal ve makroekonomik dönüşümün anahtarıdır. 
  Gerçek ve sürdürülebilir bir muasır medeniyet yürüyüşü; sivil toplumun, sosyolojik ve ekonomik hayatın ve sanayinin bir bütün olarak senkronize hareket etmesiyle mümkündür. 
   Eğitimle yetişen nitelikli insan gücü, modern toplumların en büyük gücü olan sivil toplum kuruluşlarını ve sendikaları oluşturarak daha da güçlenir.
  Güçlü bir sivil toplum, demokrasinin ve sosyal adaletin güvencesi olduğu kadar, sosyolojik ve ekonomik hayatın da can damarıdır.
  Bugün dünya ticaretinde küresel pazarda kalıcı bir aktör olmanın yolu ise kalkınma lokomotifleri olan güçlü bir sanayi altyapısından geçer. 
   Dışa bağımlılığı azaltan, yerli kaynakları verimli kullanan bir iç üretim modeli inşa edemediğimiz sürece, ekonomik bağımsızlığımız her zaman kırılgan kalacaktır. Bu Eğitimli ve Liyakatlı nitelikli insan ister. " Eğitim-Eğitim-Eğitim! "
   Kısacası; adalet, liyakat ve sendikal güvence temelli eğitim  "fabrikada üretime, üretim ile sanayide güce, sanayi ve teknoloji ile ise dünya ticaretinde liderliğe dönüşmelidir. 
  İç üretimi sağlam, sanayi ve teknolojisi dinamik ve sivil toplumu güçlü bir toplum, çağın eğitim seviyesiyle birleştiğinde durdurulamaz bir kalkınma vizyonuna kavuşacaktır. 
  Yeni eğitim dönemine adım atarken, sadece müfredatları değil, vizyonumuzu da bu entegre modelle çağa uydurmak zorundayız. 
  Unutmayalım ki, okul kapısından içeri giren her çocuk, yarının güçlü ve muasır Türkiye’sinin birer yapı taşıdır.
Yeni eğitim-öğretim yılının tüm öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize ve geleceğimize başarılar getirmesini diliyorum.
           Muhabbet - Sevgi ve Saygı ile...

DİĞER YAZILARI Hukukun Çelik Çemberi: 01-01-1970 03:00 Yazar Biyografisi: 01-01-1970 03:00 Yeryüzü Kardeşlik Coğrafyası Türkiye Cumhuriyeti Cennet Vatan Anadolu 01-01-1970 03:00 ACİL ÇAĞRI: HALKIN SABRI DA, SÖZLEŞMESİ DE ÇATIRDIYOR! 01-01-1970 03:00 ATA GENLERİNDE VAR OLAN GİZİL GÜCÜNÜN ŞİFRESİNİ ÇÖZ, AÇIĞA ve ALÇAKLARA VUR !... 01-01-1970 03:00 Ne zaman Evet. Ne zaman Hayır ? Evet, Mi - Hayır Mı? 01-01-1970 03:00 Yeşilin Başkenti Rize Şehir Merkezi Yeşile Hasret. 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL YOZLAŞMAYA KARŞI DÜRÜST İNSANLARIN SORUMLULUK ALMASI ŞART. 01-01-1970 03:00