Film çağrısında, Zelek’te yaşayan balıkçıların yaklaşık bir asırdır sürdürdükleri geleneksel kıyı balıkçılığının tehdit altında olduğu savunuldu. Denizle kurulan ilişkinin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığı belirtilerek, balıkçılığın bölge halkı açısından geçmişten geleceğe uzanan bir yaşam kültürü olduğu vurgulandı.
“Deniz onların tarlası”
Yapılan çağrıda, Zelek balıkçılarının avlak alanlarının çeşitli kararlarla ellerinden alınmak istendiği ileri sürülerek, kıyı balıkçılığının bölge halkının geçim kaynakları açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi.
Açıklamada, “Deniz onların tarlasıdır, ekmek kapısıdır, geçmişidir ve geleceğidir” ifadelerine yer verilirken, balıkçıların denizden koparılmasının ailelerin geçim kaynaklarını ve köyün geleneksel yaşam kültürünü doğrudan etkileyeceği belirtildi.
Kafes balıkçılığına ilişkin endişeler
Film çağrısının önemli başlıklarından birini ise bölgede kurulması planlanan kafes balıkçılığı oluşturdu. Kafeslerin yanlış bölgelerde kurulmasının deniz ekosistemi, kıyıların temizliği ve doğal balıkçılık üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği öne sürüldü.
Ayrıca kafeslerin oluşturabileceği kuş ve martı yoğunluğunun Rize-Artvin Havalimanı uçuş güvenliği açısından oluşturabileceği olası risklerin bağımsız bilim insanları tarafından araştırılması gerektiği ifade edildi.
Çağrıda, insan hayatını ilgilendiren konularda olası risklerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
“Kadınlar geleceği de onarıyor”
Zelek’te kadınlar, çocuklar, gençler ve yaşlıların denizlerine, limanlarına ve geçim kaynaklarına sahip çıkmak amacıyla mücadele verdiği belirtilen açıklamada, özellikle kadınların balıkçılık kültüründeki rolüne dikkat çekildi.
Ağ ören kadınların yalnızca yıpranan balıkçı ağlarını değil, aynı zamanda bölgenin geleceğini de korumaya çalıştığı ifade edildi.
“Şimdi dayanışma zamanı”
Filmin hazırlayıcısı, açıklamasında Zelek’te yaşananları bölgedeki daha geniş çevre ve yaşam alanları tartışmasının bir parçası olarak değerlendirdi.
“Dün derelerimizi aldılar, bugün denizlerimize göz diktiler” ifadeleriyle HES projeleri ve madencilik faaliyetlerine yönelik eleştirilerin de dile getirildiği çağrıda, denizlerin ve kıyıların korunması için toplumun farklı kesimlerinin dayanışma içerisinde hareket etmesi gerektiği belirtildi.
Vatandaşlara filmi izlemeleri, çevreleriyle paylaşmaları ve Zelek halkının mücadelesine destek olmaları çağrısında bulunuldu.
Filmin, yalnızca bir sinema gösterimi değil, Zelek halkının deniz ve yaşam alanları konusunda yaşadığı sorunların kamuoyuna aktarılması için bir platform olması hedefleniyor.
Çağrının sonunda ise şu mesajlar verildi:
“Zelek halkı yalnız değildir! Deniz Zelek halkının tarlasıdır. Yaşam alanları pazarlık konusu yapılamaz. Zelek’in denizi, ekmeği ve geleceği sahipsiz değildir. Viraaa Bismillah! Şimdi dayanışma zamanı!”