“Kapandı Gitti Çağı” Bir MUSTAFA KAR Şiiridir

Çalanlar Değiştirenler Kendilerine Mal Edenlerin Değil. Bir Memleket Sevdalısı Rize Gündoğdu’lu Şair Mustafa Kar

RİZE - 04-07-2026 11:42

Şerevaz, pepeçura, kastaniça kabağı,

Saç ayak, pelki, hosti, kapandı gitti çağı,

Kunci, minci, korkoti, koloti unutuldi,

Malahtara likmene hasret kaldi gazyağı.

 

Son zamanlarda sanal portallarda başka isimlerle yayınlanması üzerine tekrar hatırlatıyorum: “Bu sözler yüreği son nefesine kadar memleket sevgisi ile dolu olan, bir Rize sevdalısına Mustafa Kar’a aittir. Bir şiiri sevebilir ondan etkilenebilirsiniz . Bu size onun sahibi olma veya ona ilaveler yapma ve daha sonra tamamen şahsınızın sözleriye değiştirme hakkını vermez. Bu şiir ilk kez 1984 yılında Gazeteci Vural Kazmaz’ın Rize Haber Dergisi’nde yayınlandı. Bu bir belgedir. Bunu ötesi kul hakkıdır.  Aynı zamanda akrabam olmasıyla gurur duyduğum Mustafa Kar, şiirlerinde Rize şivesine ağırlık verir, nasihat varı sözleriyle dikkat çekerdi. Her sözü memleket her sözü hasret kokardı.

 

ŞİİRLERİNİ KİTAPLARLA PAYLAŞTI

Mustafa Kar şiirlerini üç adet kitapla okuyucuları ile paylaştı. Bunlardan “Düş ve Düşünce (2005)” ve “ Lazoğlu (2006)” Kazmazlar Matbaası’nda basıldı. Yayına hazırlamakta olduğu “Rize’nin Toprakları”, “Yerden Göğe Kadar”, “Dün Bu Gün Yarın”, “Sebep ve Sebepleri” isimli dört kitap çalışması bulunuyordu.

 

KAPANDI GİTTİ ÇAĞI MUSTAFA KAR’IN ŞİİRİDİR

1984 yılında Gazeteci Vural Kazmaz’ın Rize Haber Dergisi’nde “Kapandı Gitti Çağı “ isimli bir şiir yayımlanıyordu. Şiirin yazarı Mustafa Kar olarak belirtiliyordu. Şiir geçmişe özlemi, günden güne kaybolan değerleri anlatıyordu. Rize ağzı ile gündelik yaşamımızın bir parçası olan eşyalar nede güzel anlatılıyordu. Mustafa Kar’a yıllar sonra ulaştım. Bu süre içinde “Kapandı Gitti Çağı “ isimli bir şiir Rize’de çok seviliyordu. Bazı şahıslar maalesef bu değerli insanın şiirini kendine mal etmeye çalışıyordu. Mustafa Kar bu durumu bir şiirle “ Dost doğru olmalıdır bu dünyada her işün, sade dünyayı değil altını da bir düşün” şeklinde yorumluyordu. Bu şiiri çok sevilmişti. Bu şiiri sevip, içinde bazı değişikler yapan kendine mal eden iki şahısta maalesef din görevlisi olarak görev yapıyordu.

 

O KOCA YÜREKLİ BİR ŞAİRDİ

Mustafa Kar 1944 Rize’de doğdu. 1970 yılında kurduğu Akademi Grafik Reklam ajansında çalışmalarını yürüttü. Uzun yıllar Vural Kazmaz’ın sahibi olduğu Rize Haber Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini ve Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptı. Mustafa Kar Lazoğlu isimli şiir kitabında kendisinden doğduğu topraklardan ve bölge kültüründen şöyle söz eder : “Benim doğduğum yerlerde gökyüzü ve deniz hemen her gün hareket halindedir. Fırtınalar, bulutlar, bulanık sular, yeşil ve mavi kıyıları olabildiğince döven sonra da sakinleşip dinen, genç bir delikanlıya benzer. Karadenizli, yorumlarını ve davranışlarını şekillendirirken, beyin süzgecini pek kullanmaz. O nedenledir ki, sözünü evirip çevirmeden söyleyendir. Bu özelliği nedeniyle onu tanıyana biraz sert, biraz da uzlaşmaz görünür. Ama onu tanıdıktan sonra, güvenilirliği sözünün eri, dost canlısı ve yardım severliği, insanların bakış açısını değiştirir. Çalışkanlığı ve üstün pratik zekâya sahip oluşu da onu daima gündemde tutar.

2009 yılının Haziran ayında sonsuza uğurladığımız Mustafa Kar yaşamı boyunca mütevazı bir duruş sergiledi. Onun yazdığı eserleri birileri sahiplenmeye kalktı, kendi adıyla yayınlayanlar oldu. “Son Cümle” isimli şiiri de onun kişiliğinin bir göstergesidir.

Sözü ağzıma alıp çiğner, süzerim

Kalemine mürekkep olur son kalan damlam

Edebiyatçı değil tabelacı yazarım

Cümle beni hoş görsün, eksik olursa imlam

 

MUSTAFA KAR ŞİİRLERİNDEN BİR SEÇKİ

KAPANDI GİTTİ ÇAĞI

Şaravaz, pepeçura, kastaniça kabağı

Sacayak, pelki, hosti, kapandı gitti çağı

Kunci, minci, korkota, koloti unutuldi

Malahtara, likmene hasret kaldı gazyağı

Burma, mabeyin, darni, kot, tereteri, hopeçi,

Gerdel, lahmi, pulama, küpun ağzında peçi

Çali, çupi, kutuni, davli ve kondaridan

Şimdi bahsettuğumde güleyi bizum paçi

Lağus, şokali, lobya, pafuli, perçem, andi

Metuşi, sehter, çiten altındakiler yandi

Zimbilaçi tikeni, kardaşi hamduspara

Benum gibi fukara, sirgan yedi uyandi

İşkemi, seke, konsol, evun temele taşı

Çiçili, kolistavra, langonanun kardaşi

Furnesi, tumurlisi, çumuşi, çilbur yerken

Paluzenun yanıida dururdi etmeğaşi

Hurtuli ve şurtuli, muncur, sumsuk, zibidi

Pifoli, koso, muşi, kurçeli bizum idi

Pasmanika, lohtiko, zuzuli ve çimidi

Fundukla fitrukayi acep hangimuz yedi

Murmurisle mamuris uyuturdi bizleri

Pumburi, şepidinun hala bende izleri

Çilipuli ve puli, karatağuk, çişona

Alemidiye donuk makoçinun gözleri

Geçen zaman içinde değişti bizdeki dil

Şimdi bu sözcükleri, ister oku, ister sil

Rizeli arkadaşum, anam, babam, kardaşum

Alem bilmezse bile ne deduğumi sen bil

 

HEYYASA

Rastgele deyup denize

Çıktum heyyesa heyyesa

Ağı ettum kesterize

Döktüm heyyesa heyyesa...

 

Baktum ki baluk ponahat

Güverteye vurdum pat pat

Suyun altından parapat

Çektum heyyesa heyyesa...

 

Ağda hamsılar oynarken

Yüzüm güldi erken erken

Vurduğum voli kalkarken

Baktum heyyesa heyyesa...

 

Yürü dedi hak makamı

Şanssuzluk parktı yakamı

Babadan kalma takamı

Söktüm heyyesa heyyesa...

 

Hamlandı kolum bacağum

Yeni taka alacağum

Bir de motor takacağum

Bıktum heyyesa heyyesa...

 

Yürek meşalem yanayı

Kırdum likmen şinanayı

O eski kayahanayı

Yıktum heyyesa heyyesa...

 

Mustafa Kar ile Rize

Benzer mavi yeşil göze

Eriyup karadenize

Aktum heyyesa heyyesa...

1993-İstanbul

Kitap (LAZOĞLU)

 

ZÜMRÜT RİZE

Yeşili zümrüttün tonunda türlü

Haftada bir doğan güneşi nurlu

Altı günü ve gecesi yağmurlu

Eteği denizle ıslanan RİZE !..

Rize bir başkadır özlendiğinde

Hele gören gözle gözlendiğinde

Dumanlı başıyla gizlendiğinde

Dağları göklere yaslanan RİZE !...

2004-İstanbul

 

HA UŞAK HA

Hayat yolı sarp kayaluk

Havada kuş suda baluk

Kader deyil fukaraluk

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

İsmuni yap bir kilişe

Bismillah de başla işe

Aduni yaz dağa taşa

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

Dağlar taşlar senun olsun

Çalış kazan yüzün gülsün

Seni gören örnek alsun

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

Sakın geçmişi unutma

Helal varken heram yutma

Laga luga atup tutma

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

Sen lazoğli Rizelisun

Biraz hirçinsun delisun

Yeri geldimi velisun

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

Hatıruna gelursa dün

İçun rahat olur bugün

Yarun ise taptaze gün

Ha uşak ha, ha uşak ha...

1990-İstanbul

 

GUYDUM ÇARUKLARIMI

Geydum çaruklarumı gel bağla bağlarını

Gir koluma gezelum Rizenun dağlarını

Etekleri ıslanan dağlarun başı duman

Askoroz Deresi’ne düşenun halı yaman

Derenun sağ tarafı varup çıkar ğutoza

Oradan da gidilu dik dik molakamboza

Haçan gelduk kamboza geçelum potomyaya

Gürgene uğrayalum post serelum yaylaya

Setozun tepeleri benzeyi minareye

Minare gölgeleri vurur taşlidereye

Derenun sol tarafı enerken hazavite

Mişonadan andona çikilur kerevite

Andon ilicaları her bir derde devadur

Hemdamiki içmeler herkese bedavadur

Remanoz tepesinden değnek değersun göğe

Bayışağı endunmi yol keşişu humriğe

Haldozun tarihidur gülbaharun camesi

Kuvaroz dedilermi başlar şehir namesi

Şehrun üstünde kale kalenun ardı dosma

Ziraat bahçesinde asmaya çıkar yosma

Peripoldan aşağa endum mirakaloza

Mirakaloz yalıdan uzanu fetekoza

Fetekozdan yukarı yol var holoftereye

Kuzandanoz benzeyi darnıya pencereye

Veliköyün dağları bakar aponconoza

Aponconoz yüksekten seslenu kalamoza

İstavrı boğazından yol aldunmı perkama

Hamuda önümdedur sepetopom arkama

Arkamdaki sepetlan giderken yalı yalı

Kör olası gurbete oldum hasret hamalı.

Arkamdaki sepetlan size selam götürdüm

Kobrakor istanbula kalu ömür biturdum

O eski çarukları bir ömürdür saklarum

Rize akluma gelur tozlarını koklarum

Bu kokiyi çekmeklan burnum uzayu gitti

Gezduğumla yazduğum hoşçakalunla bitti...

2002-İstanbul Kitap (LAZOĞLU)

 

Not: Sanal portalda yerel kültürümüze dair güzel videolar paylaşan  Sümeyye Gökyar tarafından paylaşılan bir videoda Mustafa Kar’ın bu şiirine yer verilmiş fakat yazarı belirtilmemiştir.  Gökyar Rize iline mal olmuş yazarı bilinen bu şiiri Mustafa Kar’ın yazdığını yaşı itibarıyla bilememeye bilir. Ama en azından bizim bilgilerimizi kaynaklarımı baz alarak düzeltme yapmalıdır. Şiirin sahibi yazarıdır. Belirtmek gerekir. Yüreğine sağlık Hamza Dayı da okuduğun sevdiğin şiirin kime ait olduğunu niye belirtmedin? Saygıyla…

 

Fatih Sultan KAR / İST.

 

Günün Diğer Haberleri