SİYASET
Giriş Tarihi : 10-01-2021 14:23   Güncelleme : 10-01-2021 14:23

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert sözler: Zulüm ile iktidar olunmaz!

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde basın toplantısı düzenleyen Kılıçdaroğlu, medyadaki baskının 12 Eylül'den bile daha ağır olduğunu belirterek "Bir ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı görevinden istifa ettiği halde, bin 775 radyo ve televizyon kanalı, 27 saat Bakan'ın istifasını talimat alamadıkları için veremiyorlarsa... Orada oturup düşünmez lazım" dedi.

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert sözler: Zulüm ile iktidar olunmaz!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. 

Medyadaki baskının 12 Eylül'den bile daha ağır olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu "Bir ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı görevinden istifa ettiği halde, bin 775 radyo ve televizyon kanalı, 27 saat Bakan'ın istifasını talimat alamadıkları için veremiyorlarsa... Orada oturup düşünmez lazım. 12 Eylül askeri darbesinde bile bu kadar ağır bir tablo hiç görülmemişti. Bir daha ifade edeyim. 12 Eylül askeri darbesinde bile bu kadar ağır tablo görmemiştik" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da sert sözlerle yüklenen Kılıçdaroğlu "Erdoğan gideceğini görüyor, şimdi nasıl iktidarımı sürebilirim diye düşünüyor. Zulüm ile iktidar olunmaz. Zulüm ile iktidar olanın sonu erken gelir. Erdoğan kendi sonunu görüyor" diye konuştu.

"MEDYADA SENDİKALAŞMA ŞART OLMALI"

Medyada yaşanan sorunların çözülmesi için hazırladıkları çözüm önerilerini açıklayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Dostlarımızla iktidar olduğumuzda medya konusunda neleri yapacağız? Asgari 10 maddelik bir tabloyu bilgilerinize sunmak isterim. Bir, herhangi bir medya sahibi, medya faaliyeti dışında başka bir ticari faaliyette bulunmamalı. Aktif siyasetle uğraşmamalı. Temel iş sadece medya olmalı. Çünkü böyle bir yapılanma medya sahibini siyasal baskılar karşısında daha güçlü kılar. İkinci kuralımız, gazetelerin dağıtımı bütün medya sahiplerinin ortak olduğu bir şirket tarafından yapılmalı. Çünkü bir gazetenin patronajına gazetelerin dağıtımı teslim edildiğinde, dağıtım konusu rakip gazeteler için tehdit olarak kullanılabilir. Üç, medyada sendikalaşma şart olmalı. Çünkü gazeteci, patronuna karşı da özgür olmalı. Sendikadan güç alarak haberinin arkasında durabilmeli."


"RTÜK YENİDEN YAPILANMALI"

RTÜK'ün yeniden yapılandırılması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "RTÜK'ün, üye yapısı meslek örgütleri ile üniversitelerin temsilini sağlayacak doğrultuda değiştirilmeli, siyasi partilere tanınan kontenjan sayısı düşürülmeli. RTÜK, cezalandırmayı değil evrensel yayıncılık ilkeleri çerçevesinde hareket etmeyi amaçlayan yönlendirici bir kurula dönüşmeli" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Basın İlan Kurumunun, internet medyasını da kapsayacak şekilde yeniden yapılandırılması, burada meslek örgütlerinin temsil sayısının arttırılması gerektiğini söyledi. Gazete tirajları ve internet sitelerinin izlenme trafiğinin bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından denetlenmesinin önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"DEVLET BU ALANDAN TÜMÜYLE ÇEKİLMELİ"

"Basın İlan Kurumu'nun ilan kesme yetkisine son verilmeli. Kamu ilanlarının fiyat tarifesi, objektif kıstaslara bağlanarak, siyasal iktidarın keyfi tutumuna bırakılmamalı. Basın İlan Kurumu, yerel medyanın desteklenmesi konusunda pozitif ayrımcılık yapmalı. Evrensel kriterlere uygun, şeffaf ve denetlenebilir bir reyting ölçüm sistemine geçilmeli. Televizyonlarda gösterilen ve 'zorunlu ilan' olarak sunumu yapılan tanıtım filmlerinin ücretsiz yayınlanmasından vazgeçilmeli.

Basın kartı, meslek örgütlerinin ortak katılımıyla oluşturulacak bir kurul tarafından verilmeli. Devlet bu alandan tümüyle çekilmeli. Kimin gazeteci olup olmadığına devlet değil, gazeteciler karar vermeli. Basın ve ifade özgürlüğüne sınırlama getiren evrensel kriterler hariç, her ne koşulda olursa olsun sansür yasaklanmalı. Sosyal medya, yeni medya veya alternatif medya olarak nitelendirilen mecralarda yayınlanan haberlerin doğruluğuyla ilgili bağımsız denetim/teyit mekanizmaları oluşturulmalı."

Kılıçdaroğlu, bu 10 madde hayata geçirildiğinde gazetecilerin güvencesinin olacağına dikkati çekerek, "Doğru haber yaptıkları için kimse cezalandırılmayacak. Doğru haberlere erişim engeli olmayacak. Gazeteciler, siyasal baskıyla tutuklanma, gözaltına alınma, hapse atılma gibi bir olayla karşılaşmayacak. Evrensel kurallara uygun olarak görevlerini yapmış olacaklar" dedi.

Medya mensuplarının yaşadığı acıları bildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Umuyorum gelecek 10 Ocak'tan itibaren daha güzel bir Türkiye'yi, daha güçlü, vesayetten arınmış bir medyayı, patron baskısının olmadığı, herkesin sosyal güvenlik haklarının olduğu, ayrıldığı zaman kıdem tazminatını alabileceği, siyasi otoriteyi ve siyasetçileri özgürce denetleyebilecekleri bir düzeni birlikte getireceğiz" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Sizler günün 24 saati çalışırsınız. Bir şekliyle dünyadan haberleri alırız. O haberleri bize ulaştıran kişiler sizlersiniz. Herkes size teşekkür etmek zorundadır. Teşekkür ettik ama yaşadığınız sorunlar da var. Yüzlerce gazetecinin işsiz kaldığını biliyoruz. Bir yıpranma hakkınız var o hak da elinizden alındı. Yeniden Anayasa Mahkemesine başvuracağız.

Bütün bu sorunlara karşı görevinizi azim ve kararlılıkla yapıyorsunuz. Kaleminizi satmıyorsunuz. Habercilere minnet borçluyuz. Medya da vesayeti kabul etmez. Etmemesi gerekir. Gazeteciler haber kaynaklarını açıklamaya bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz. Gazetecilik bir kamu görevidir. Bunu belirlerken iki temel unsurun da önemli olduğunu ifade etmek isterim. Haber kaynağını ve halkın haber alma hakkını korumak için bu düzenlemeler yapılmıştır.

Medyanın dördüncü güç olarak halk adına yasama, yargı ve yürütmeyi denetlemesini sağlamıştır. Parlamentoda olumsuz bir haberi geniş kitlelere ulaştıran medyadır. En güçlü denetleme organının medya olduğunu 21. yüzyılda aklı olan herkes kabul etmektedir.

2021 yılında gazeteciler 479 kez yargının önüne çıkarılıyorsa burada bir sorun vardır. 2020 yılında 68 gazeteci Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hapishanelerindeyse orada oturup düşünmek lazım. 2020 yılında televizyonlara karartma, gazetelere ilan ambargosu, doğru habere erişim engeli getiriliyorsa…

Basın İlan Kurumu’nca beş gazeteye doğru haber yaptıkları için 333 gün ilan kesme cezası veriliyorsa, Basın İlan kurumu, Basın İnfaz Kurumu’na dönüşüyorsa oturup düşünmek istiyorsa, Cumhurbaşkanı bir gazeteyi hedef gösterip, ben almıyorum siz de almayın diyorsa orada oturup düşünmek lazım.

Sıradan biri söylemiyor, devletin başında oturan zat söylüyor. Bir ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı görevinden istifa ettiği halde 1775 radyo ve televizyon kanalı 27 saat bakanın istifasını talimat alamadıkları için veremiyorlarsa oturup düşünmek lazım.

Bütün baskılar ve baskıların yoğunlaşmasına karşın kalemini satmayan, özgürce haber yapan bütün baskılara direnen bir medyamız var. Dünyaya örnek olması gereken bir medyamız var. Bir dikta yönetiminde direnen bir medyamız var. 12 Eylül askeri darbesinde bile bu kadarını görmemişti."