GÜNCEL
Giriş Tarihi : 08-02-2021 19:22   Güncelleme : 08-02-2021 19:22

Hiçbir yeri yakıp yıkmayacağız, iktidarın canı daha çok sıkılacak

Elif Çakır ve Yıldıray Oğur'un günün öne çıkan haberlerini yorumladığı Bi Karar Ver'in, ikinci bölümüne bugün 'kayyum rektör'e direnen Boğaziçililer konuk oldu. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri Mehmet Yaşar Altundağ, Eylül Yıldız ve Deniz Baran Bağtur, protestoların 38. gününde hem iktidara hem de Melih Bulu'ya bir kez daha çağrı yaptı: İstiyorlar ki, bir yerleri yakıp yıkalım. Fakat bunu yapmayacağız ve bu durum iktidarın canını sıkıyor. Canları daha da sıkılacak.

Hiçbir yeri yakıp yıkmayacağız, iktidarın canı daha çok sıkılacak

 

 

Elif Çakır ve Yıldıray Oğur'un günün öne çıkan haberlerini yorumladığı Bi Karar Ver'in, ikinci bölümüne bugün 'kayyum rektör'e direnen Boğaziçililer konuk oldu.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri Mehmet Yaşar Altundağ, Eylül Yıldız ve Deniz Baran Bağtur, protestoların 38. gününde hem iktidara hem de Melih Bulu'ya bir kez daha çağrı yaptı.

"ŞİDDETE MEYİL VERMEDEN..."

İsteklerini tek tek sıralayan Mehmet Yaşar Altundağ, şunları kaydetti:

"Eylemlerimiz devam ediyor, bunun bir maraton koşusu olduğunun farkındayız. Hiçbir şiddete meyil vermeden, kamuoyunda haklılığımızı duyurmaya çalışıyoruz. Yaratıcı metotlarla kendimizi ifade etmeye devam ediyoruz. Bildirilerle, videolarla kamuoyundaki yanlış bilgileri temizlemeye çalışıyoruz. Sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. İnandığımız ve haklı bulduğumuz bir talebimiz var. Şiddete meyil vermeden, anayasal bir hakkımızı kullanıyoruz."


"MELİH BULU'NUN ATANMASI İPTAL EDİLMELİ"

Eylül Yıldız da haksız gözaltılara dikkat çekerek şöyle konuştu:

"En baştan beri Melih Bulu'nun atanmasının gerçekleştirilemeyeceğini ve buna tepki gösterilmesinin gerekliliğiyle bu yola çıktı. Melih Bulu'nun rektör atanmasının iptal edilmesini istedik. Fakat başka haksızlıklar oldu, ama hala Melih Bulu'nun atanmasının iptalini ve kendi rektörümüzü kendimiz seçebilmeyi istiyoruz.

"10 ARKADAŞIMIZ TUTUKLU"

Fakat mevcut düzenden tek yanlış bu değil, diğer yanlışların da düzeltmesini istiyoruz. Haksız yere tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz, şu an 10 arkadaşımız tutuklu. Her gün oluyor, Boğaziçi direnişe dışarıdan destek veren arkadaşlarımız tek tek tutuklanıyor. Şu an eylemlerimize haksız bir müdahale oluyor.


"GÜÇLÜYÜZ ÇÜNKÜ HAKLIYIZ"

Hükümetin canını sıktıklarını vurgulayan Deniz Baran Bağtur ise "Sadece 6 ay eylem yapacağımızı düşünüyorlar. Hem moral olarak hem de fiziki olarak yıldırmaya çalışıyorlar. Arkadaşlarımız haksız yere gözaltına alınıyor, tutuklu yargılanıyor. Fakat onların elinde bir medya gücü, finansal güç, iktidar gücü olabilir. Bizim de elimizde haklı olmanın verdiği bir güç var.

Haklı talebimizi, dillendirebildiğimiz kadar her yerde dillendireceğiz. Zaman ve mekan fark etmeden... Melih Bulu sanmasın ki, 6 ay sonra ona alışacağız. Çünkü biliyoruz ki, akademi yalnızca idari bir özerklikle özgürleşebilir. Bunu yolu da rektörlük seçimlerinin olmasıdır. Benim gördüğüm kadarıyla pasif eylemlerimiz hükümetin canını sıktı. Sıksınlar canlarını 6 ay olur, 1 yıl olur... " diye konuştu.


"BİZİM ÖLÜMLE TEHDİT EDENLER VAR"

Boğaziçi'ne açılması planlanan iki fakülte ile ilgili de Bağtur, şu yorumda bulundu:

"Bir üniversiteye fakülte açma meselesi, üniversiteye danışmadan yapılmaz. Bizim okulda dil bölümü bile 8 yıl tartışıldıktan sonra açıldı. Akşamdan sabah iki tane fakülte açmak aslında şu anki iktidarın ve siyasal sistemin çok basit bir tezahürü... 'İstersem yaparım' meselesi. Bunu da yasalara dayandırıyorlar ama yaptıkları ne kadar meşru bu tartışılır. Burada kendimizi dinletmeye çalışıyoruz fakat gelen cevap: Gözaltı, tutuklama...


Bizi ölümle tehdit edenler var. Organize suç örgütü liderlerinden çıkıp bize karşı açıklama yapanlar var. Melih Bulu'nun aldığı ilk referans mektubu, Alaattin Çakıcı'dan. Bu konuda Melih Bulu ne düşünüyor? Onu da merak ediyorum. Düşündüklerini söyleyebilir mi? Onu da bilmiyorum. "

"BOĞAZİÇİ KORUNMASI GEREKEN BİR ÇİÇEK"

Boğaziçi ile başlayan elit tartışmalar için Altundağ, kendi yaşamöyküsünden örnekler vererek şunları kaydetti:

"Boğaziçi'nde her yerden insanlar var ama elit olmak da kötü bir şey değil. Buraya girenler elitist değil, ama günün sonunda elitist olarak çıkıyorlar. Elit derken neyi kast ediyorum? Dil bilen, dünyadaki tartışmalara ve Türkiye'deki sorunlara hakim insanlar yetişiyor ve eleştirel düşünce birinci prensip olarak hocalarımız tarafından bizlere öğretiliyor. Günün sonunda tek amacımız var; kendimize ve etrafımıza faydalı olmak. Boğaziçi hakikaten hocalarımızın dediği gibi korunması gereken bir çiçek gibi. Anadolu'daki insanlara da okuma fırsatı veren, geldikleri yerden daha iyi imkanlara kavuşabilmelerini sağlayacak bir kurum."

"ESNAF, MEMUR, İŞÇİ ÇOCUĞUZ"

Elitist tartışmaları için Bağtur da şöyle konuştu: "Türkiye'de öyle bir genç işsizliği var ki... Bizim okulumuzdan mezun insanların da artık iş bulması garanti değil. Artık durum oraya geldi, böyle bir realite varken... Bir de bir okulu 'Hepiniz elitsiniz' diyerek suçlamak. Cumhurbaşkanı'nın geçmişte bir söylemi vardı, 'monşer' dediği şey. Bizi onlarla bağdaştırmak istiyor olabilirler ama bu okuldaki öğrencilerin hepsi memur, esnaf ve işçi çocuğu.

İki fakülte açıldıktan sonra arkadaşlarımız, 'Bizlere Almanya yolu göründü' demeye başladı. Ve bu arkadaşlarımız, üniversite sınavında en iyi sıralamalarda olan insanlar. Fakat iktidarın verdiği cevap ne? Cevap: Gidiyorsanız, gidin. Şu an cidden o minvalde bizlere davranılıyor.

Aldığımız cevap: Haksız yere tutuklama, gözaltı, ölüm tehditleri, devletin gücünü sınamayın, organize suç örgütü liderlerinden tehditler, ajan suçlamaları... Bunları hak etmedik, haklı olduğumuz bildiğimiz için de devam edeceğiz."

"BU KADAR SERT BİR DİL BEKLEMİYORDUM"

Eylül Yıldız da iktidarın tavrı için "Bu kadar sert bir dil beklemiyordum, daha politik düşünürler diye düşünmüştüm. Fakat tamamen sokak ağzıyla bir cevap verdiler. Çok saldırgan bir dil var. Ailem gözaltına alınmam da endişeli ama bu saldırgan cümleleri ya da sıfatları ciddiye almıyorlar. Bence insanların çoğu da almıyor zaten" dedi.

"ATAMA SİSTEMİMİZ GABON'LA AYNI DÜZEYDE"

Terörist kavramının çok karikatürize edildiğini hatırlatan Altundağ, kendilerine yönelik suçlamalara şöyle cevap verdi:

"Peki, neden terörist ilan ediliyoruz? Çünkü çok haklı olduğumuza inandığımız bir talebimiz var, o da şu: Akademik özgürlük diyoruz, demokratik mücadele diyoruz ve liyakat diyoruz. Bunlara verebilecekleri bir cevapları yok. Türkiye'deki atama sistemi, Gabon'la aynı düzeyde.

Bunlara verilebilecek bir cevapları yok. O yüzden bizleri şeytanlaştırmak ve ötekileştirmek üzere bir noktaları var. Ortada bir tartışma yok. Dönen şey şu: Bu öğrencilerin niyetleri ne? Bu öğrenciler terörist mi? Bu öğrenciler neyi hedefliyor? Bizim, neyi hedeflediğimiz çok basit. Peki, niye hedefliyoruz? Kamusal iyilik için."

"ŞÜKÜR BORCUMUZ SADECE ALLAH'A..."

Boğaziçi eylemlerinde her meşrepten insan olduğunu belirten Bağtur "Bu durum da iktidarın canını sıkan şeylerden biri. Hatta bizim örtülü arkadaşlarımıza çok büyük saldırılar oldu. Sanki Müslümanlığı tekellerindeymiş gibi kullanan insanlar, Recep Tayyip Erdoğan sayesinde o üniversitede okuyorsun, şükret diyen insanlar... Sadece Allah'a şükür borcumuz olduğunu bilemeyecek kadar cahil insanlar, bizlere tehditler savuruyor. Bizim içimizde her meşrepten insan var, bu bir dayanışma. Bu dayanışmayı da sürdüreceğiz" diye konuştu.

"ÇAĞRI YAPMAMIZ ÇOK DOĞAL..."

Muhalefetin çok çekindiğini ifade eden Bağtur, şunları kaydetti: "Özellikle iktidarda olmayan kanat... Öğrenciler olarak derdimiz var, dinlenilmek isteriz. Cidden birini gelip bizleri doğru düzgün dinlemesini isteriz. Haksız tutuklamalar ve gözaltılar varken, kısıtlama şartlarında adliyelere girebilecek kişiler de belli: Avukatlar ve dokunulmazlıkları olan milletvekilleri. Çağrı yapmamız çok doğal bir şey.

"VEBAL SADECE İKTİDARA AİT DEĞİL"

Ayrıca bir kesimden çekinip haksızlığa uğrayan öğrencileri yalnız bırakmak da hiç doğru olmaz diye düşünüyorum. İçeride gencecik insanların haksız yere tutuklanmasının vebali sadece iktidara değil, muhalefetin üzerine de olabilir.

Bunların düşünülmesi gerekebilir, o yüzden sakin bir çağrı yapıyoruz. Yasal süreçlerde destek olmalarını istiyoruz, bir de dinlenilmek. Çünkü medya deformasyonu var. O yüzden sesimizin doğru düzgün aktarılmasını istiyoruz. Bir avuç öğrenciyiz. Koskoca bir iktidara tek başına göğüs geremeyiz. Öğrencileri adeta tehdit eden bir devlet yapısı var.

"İKTİDARIN SİNİRLERİNİ BOZUYORUZ"

Benim gördüğüm kadarıyla sinirlerini bozuyoruz. Haklı bir şekilde kendimizi savunmamız, onları istediği şekilde şiddet göstermemiz onların çok canını sıkıyor. Tekrar etmek istiyorum, iktidarın canını bunlar sıkıyor. İstiyorlar ki, gidip polise vuralım, gidelim bir yeri yakıp yıkalım. Ama bunu göremeyecekler. Bunları göremedikçe daha çok canları sıkılacak."

Kaynak: Karar Gazetesi