FUTBOL
Giriş Tarihi : 16-05-2021 12:32   Güncelleme : 16-05-2021 12:32

Hayatında hiç futbol maçı izlememişti, bir futbol takımını şampiyon yaptı

Okulu çok seviyordu ama istediği gibi bir eğitim alamadı, "Ticarette ne yapabilirim" diye kafa yormaya başladı.

Hayatında hiç futbol maçı izlememişti, bir futbol takımını şampiyon yaptı

 


Okulu çok seviyordu ama istediği gibi bir eğitim alamadı, "Ticarette ne yapabilirim" diye kafa yormaya başladı. 2013'te Dila Gıda'yı kuran Cevher Erdem girişimci unvanının yanına yakın zamanda bir de başkanlığı ekledi. Ofsaytın o'sunu bilmezken Adıyaman 1954 Spor Kulübü'nün başkanı oldu. Kulübü Misli.com 3. Lig 4. Grup'tan lider olarak 2. Lig'e yükseltmeyi başaran Erdem, aslen Diyarbakırlı: "İş çevrem Adıyamanlı. Doğduğum topraklar belki farklı ama doyduğum toprak Adıyaman" diyor. Onunla kulübün 2. Lig'e yükselmesi vesilesiyle konuştuk. Şampiyon olmadan önce oynadıkları son maçta futbolcularla zafer fotoğrafı çektirmek için sahaya topuklu ayakkabılarıyla inince eleştirilmişti. Söyleşimizde bu eleştirilere de yanıt verdi: "Bu şampiyonluk gelirse insanlar 'erkek gibi kadın' değil, 'kadın gibi kadın' desinler istedim. Erkek işleri yapınca, zaten 'erkek gibi kadın' damgası yapıştırılır. Bense 'Hayır, ben kadın gibi kadınım' demek istiyordum."Ticaret yaparken yolunuz Adıyaman 1954 Spor Kulübü'yle nasıl kesişti?

 
Battalbey Çiğköfte'nin sahibi Sait Aybak müşterilerimden biriydi. Adıyaman 1954 Spor Kulübü'ne başkan oldu. Tebrik etmek için aradım. "Nereden çıktı, nasıl gelişti" diye konuşurken takıma sponsor olmaya karar verdim. Sonra da kulüpten yönetime girmem konusunda teklif geldi. İlk futbol maçını bu vesileyle izledim. Ofsaytın, kornerin ne olduğunu bile bilmiyordum. Bir-iki maç izleyince o aşk, o heyecan beni de sardı. Kuralları öğrenmem bir ayı bulmadı. Yerli-yabancı tüm ligleri takip etmeye başladım.Yönetime girdiniz, peki sonra nasıl başkan oldunuz?Bu işi Sait Aybak'la beraber yürütüyorduk. İkinci başkan olarak kararlarına sürekli itiraz edince geçen yıl 30 Ekim'de bir basın açıklaması yaptı ve başkanlığı bana devretti. Bunu evde koronadan yatarken öğrendim. Korona da olsam uzaktan işlere müdahale ediyordum. O sırada bizde bir teknik direktör değişikliği oldu. Sait Başkan'la bu konuda anlaşamıyorduk. Evden "Hayır, o hoca olamaz" diye itiraz ediyordum çünkü bize iyi gelmeyeceğine inanıyordum. Sağ olsun, başkanlığı bana bıraktıktan sonra hiçbir kararıma müdahale etmedi.'BENİM İÇİN, BİZİM İÇİN YAP'Şampiyonluk sizin seçtiğiniz hocayla geldi yani...Bu süreçte beş hoca değiştirdik. Son hocamız tüm yönetimin ortak kararıydı.Sizi, 'kulübü 3. Lig'den 2. Lig'e çıkaran başkan kadın' olarak tanıdık. Önceki başkanlardan neyi farklı yaptınız?Neyi farklı yaptığımı bilemiyorum. Bu şampiyonluğu her şeyden çok istedim. Sabah uyanınca, gece yatarken, yemek yerken; her an takımı nasıl şampiyon yapacağımızı düşündüm. Oyuncularımla sürekli iletişim halindeydim. Maç öncesinde ve devre arasında yanlarına gidip onları motive etmeye çalıştım. "Benim için yap, bizim için yap" dedim.Böyle bir ilgi göreceğinizi bekliyor muydunuz?Bu kadar ön plana çıkacağımı düşünmemiştim. Son maçlara doğru haber kanalları aradı, "Kulüp şampiyon olursa Türkiye'de bir ilk olacaksınız. Bu büyük haber olur" dediler. Biz de son maçımızdan önce sahada futbolcularımızla bir fotoğraf çekimi yaptık. Normalde pek giymem ama o çekimde sahaya topuklu ayakkabılarla çıktım. Sosyal medyadan eleştiriler geldi. Bunu özellikle yapmıştım. Kadını simgelemek, "Kadın topuklularıyla da sahaya iner ve bunu başarır" demek için... Bu şampiyonluk gelirse insanlar 'erkek gibi kadın' değil, 'kadın gibi kadın' desinler istedim. Erkek işleri yapınca, zaten 'erkek gibi kadın' damgası yapıştırılır. Bense "Hayır, ben kadın gibi kadınım" demek istiyordum.Biraz da ailenizden bahsedelim...Biri 12, biri 2.5 yaşında iki oğlum var. Küçüğü futbol aşığı, evde kırılmadık bir şey kalmadı. En son televizyonu kırdı.Ev, iş, kulüp... Oldukça yoğun bir hayatınız var, bunu nasıl yönetiyorsunuz?İş ve evle ilgilenmek ciddi bir zaman ve enerji gerektiriyor. Buna bir de futbol eklenince son aylarda uyumaya çok az zaman bulabildim. İnatçı bir ruhum var, bir şeyin sonunu getirmeden bırakamıyorum. Bazen sakin bir hayat istesem de, sanırım o hayat da bana göre olmayacak. Bazı şeyler kaderimize yazılmışsa, buna kimse engel olamaz. Bana üç sene önce "Sen futbolda bir kadın başkan olacaksın, takımını şampiyon yapacaksın ve Türkiye bunu konuşacak" deselerdi gülerdim herhalde. Ama işin içine girince öyle olmuyor.'ÇOCUKLUĞUM YOKLUK İÇİNDE GEÇSE DE MUTLUYDUM'Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?Zor bir çocukluk geçirdim. Diyarbakır, Silvan'da doğdum. Babamı yedi, annemi dokuz yaşında kaybettim. Onlarla ilgili anılarımı pek hatırlamıyorum. Birkaç yıl, Batman Kozluk'ta kız kardeşimle birlikte yatılı okudum. Çocukluğum zor ve yokluk içinde geçmiş olsa da o zamanlar da mutluydum. Mesela sular kesilirdi ve dışarıdaki karı eritip içerdik. O kadar yokluk vardı.Çocukken futbolla ilgileniyor muydunuz?Vücudum çok esnek olduğu için jimnastik yapıyordum. Belki de o zaman benimle ilgilenen biri olmadığı için ilerletemedim.Eğitim hayatınız ve devamında iş hayatına geçişiniz nasıl oldu?Okulu çok sevmeme rağmen istediğim gibi bir eğitim alamadım. İş hayatına finans yardımcısı olarak başladım, daha sonra uzun yıllar Tat Bakliyat şirketinde finans bölümünde çalıştım. Ama bir yandan hep "Ticarette ne yapabilirim" diye kafa yordum.Markanızı nasıl kurdunuz?Dila Gıda'nın hikayesi 2013'te başladı. Mühendis bir arkadaşım ve eşiyle birlikte kurduk. Türkiye'de bitkisel, katkısız, 'monosodyum glutamat'sız çiğköfte çeşnisi ve katkısız et suyu üreten firmaların başında geliyoruz. Şu an tüm çiğköftecilerin yüzde 80'inin ürün tedarikini biz yapıyoruz. Yeni yeni bayilik sistemine geçiyoruz, yurtdışında bayilik görüşmelerimiz de olumlu ilerliyor. Hedefimiz yurtdışında da iyi bir potansiyel yakalamak.Kaynak: Hürriyet