"Taban fiyat fiilen geçerliliğini yitirdi"
Bülbül’e göre, yaş çay alım fiyatı artsa da kuru çay fiyatının sabit kalması, özel sektör sanayicisinin artan maliyetleri fiyatlara yansıtamamasına neden oluyor. Krediden mahrum kalan işletmeler, serbest piyasada taban fiyatın altında teklifler vermek zorunda kalıyor. Bu durum, devletin ilan ettiği taban fiyatın üretici nezdinde işlevsizleşmesine yol açıyor.
"Vadeli alım baskısı üreticiyi zedeliyor"
Sanayicinin krediye ulaşamaması, yaş çay alımlarının peşin yapılamamasını beraberinde getiriyor. Bu da üreticiye 6 ila 12 ayı bulan vadeli alım dayatmaları anlamına geliyor. Bildiride, bu tür alım sözleşmelerinin hem düşük fiyat hem uzun vade içerdiği, bunun da üreticinin ekonomik bağımsızlığını zayıflattığı vurgulanıyor.
Kalite düşüyor, ihracat riske giriyor
Finansmana erişemeyen çay işletmelerinin alım kapasitesinin düştüğünü belirten Bülbül, bunun doğrudan kaliteyi etkilediğini belirtti. Zamanında işlenemeyen çayın fiziksel ve kimyasal değerleri kaybolurken, Türkiye’nin çay ihracatındaki rekabet gücü de zayıflıyor.
"Serbest piyasa değil, belirsizlik ekonomisi"
Devletin fiyat belirlemesinin ancak finansal destekle etkili olabileceğini ifade eden Bülbül, şu anda piyasanın bir “belirsizlik ekonomisi”ne dönüştüğünü savundu. Bu da üreticiden tüketiciye kadar tüm paydaşlarda güven kaybına neden oluyor.
Çağrı: Kredi ve fiyat güncellemesi şart
Bildirinin sonunda Bülbül şu önerilerde bulundu:
Kuru çay fiyatları, yaş çay fiyat artışına paralel şekilde ivedilikle güncellenmeli,
Özel sektör sanayicisine düşük faizli hammadde alım kredisi sunulmalı,
Devletin açıkladığı fiyat ancak etkin denetim ve destekle sahaya yansıtılmalı.
Aksi halde, kayıt dışı uygulamaların artacağı, üreticinin mağdur olacağı ve sektörün uzun vadeli tahribata uğrayacağı uyarısında bulunuldu.
Rizespor O Alanda Ligin Zirvesinde
16:04 - RİZESPOR