Riskler Biliniyor, Önlem Alınmıyor: Depremlerin 3. Yılında Türkiye Daha Hazır Değil

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Rize Temsilcisi Çağrı Tatar, 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmediğini vurgulayarak, “Bugün dünden daha hazır değiliz” dedi.

RİZE - 04-02-2026 20:02

Haber: İlyas GÜR

6 Şubat 2023’te meydana gelen ve on binlerce yurttaşın hayatını kaybettiği, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı depremlerin yıl dönümünde konuşan Tatar, bu tarihin yalnızca bir anma günü olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Yaşanan yıkımın, ihmallerin, yanlış tercihlerinin ve görmezden gelinen risklerin sonucu olduğunu vurguladı.

“Deprem değil, ihmaller öldürüyor”

Türkiye’de depremlerin “beklenmedik” olaylar olmadığını ifade eden Tatar, “Depremin ne zaman ve nerede olacağı tam olarak bilinmese de, etkilerinin büyük ölçüde azaltılabileceği bilimsel bir gerçektir. Yıkımın büyüklüğü depremin şiddetinden çok, yapı kalitesi, denetim ve risk azaltma politikalarıyla ilgilidir” dedi.

Aynı büyüklükteki depremlerin başka ülkelerde bu ölçüde can ve mal kaybına yol açmamasının, sorunun doğada değil insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça gösterdiğini kaydetti.

Orta büyüklükteki depremler bile büyük yıkım yaratıyor

Geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüğündeki depremlerde 729 binada 1036 bağımsız bölümün ağır hasarlı ya da yıkık olarak tespit edildiğini hatırlatan Tatar, 23 Nisan’da Silivri açıklarında yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremin ise Marmara Bölgesi’nde ciddi bir endişe yarattığını söyledi.

Silivri depremi sonrası iletişim altyapısının çökmesi, toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliğinin, olası büyük bir depreme karşı hazırlıksızlığı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.

“Yapı stoku alarm veriyor”

Türkiye’deki yapı stokunun büyük bölümünün hâlâ yüksek deprem riski taşıdığına dikkat çeken Tatar, özellikle 2000 yılı öncesi yapılmış binaların ve imar aflarıyla yasallaştırılan mühendislik hizmeti almamış yapıların ciddi tehlike oluşturduğunu belirtti.

TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu raporuna göre 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ise yalnızca İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu açıkladığını hatırlatan Tatar, buna rağmen hâlâ ülke genelinde şeffaf ve bütüncül bir yapı envanterinin oluşturulmadığını vurguladı.

Kentsel dönüşüm eleştirisi

Yaklaşık 13 yıldır uygulanan kentsel dönüşüm politikalarının risk azaltma amacından uzaklaştığını ifade eden Tatar, dönüşümün çoğu zaman arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgendğini söyledi. Dönüşümün; zemin özellikleri, nüfus yoğunluğu, ulaşım altyapısı ve toplanma alanlarıyla birlikte ele alınması gereken kamusal bir planlama meselesi olduğunu dile getirdi.

Toplanma alanları yetersiz

Deprem toplanma alanlarının birçok kentte yetersiz olduğunu, bazı alanların ise imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığını belirten Tatar, “İnsanların afet anında nereye gideceğini bilmediği bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir” dedi.

Toplanma alanlarının yalnızca boş alanlar değil; barınma, su, elektrik, tuvalet ve temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip alanlar olması gerektiğinin altını çizdi.

“Afetler kader değil, siyasi tercihin sonucudur”

Açıklamasında 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerde sorunların hâlâ devam ettiğini belirten Tatar, geçici barınma alanlarında yaşayan yurttaşların barınma, sağlık, eğitim ve altyapı sorunlarının tam olarak çözülemediğini ifade etti.

Deprem sonrası 650 bin konutun teslim edileceği vaadine karşın, 3. yılın sonunda 455 bin bağımsız bölümün teslim edildiğini hatırlatan Tatar, yeniden inşa sürecinin yalnızca bina yapımına indirgenmesini eleştirdi.

“Bilimi esas alan politikalara ihtiyaç var”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Rize Temsilcisi Çağrı Tatar, açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: “Afetler kader değildir. Bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikaların acı sonuçlarıdır. Ülke genelinde şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası haline getirilmeli, yapı üretiminin tüm aşamaları sıkı biçimde denetlenmelidir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir.”

 

Günün Diğer Haberleri