Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanı, düzenli tarama ve genetik yatkınlığın değerlendirilmesinin önemine dikkati çekti.KTÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elanur Karaman, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu, hastalığın erken evrede tespit edilmesinin tedavi sürecine önemli katkı sağladığını belirtti.Uluslararası Kanser Araştırma Ajansının verilerine göre dünya genelinde her yıl yaklaşık 2,4 milyon kişiye meme kanseri tanısı konulduğunu, Türkiye'de ise yıllık yeni vaka sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu aktaran Karaman, erken tanı için düzenli taramaların önem taşıdığını ifade etti.Sağlık Bakanlığının ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini hatırlatan Karaman, mamografinin henüz elle hissedilemeyecek kadar küçük lezyonların tespit edilmesine olanak sağladığını kaydetti.
"Memede fark edilen değişiklikler ihmal edilmemeli"
Meme kanserinin belirtilerine ilişkin bilgi veren Karaman, memede veya koltuk altında ortaya çıkan kitle ve sertlik, meme boyutunda ya da şeklinde değişiklik, ciltte çekilme, meme başında içe dönme ve özellikle kanlı akıntı gibi durumlarda vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.
Her kitlenin kanser anlamına gelmediğini ancak hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Karaman, kadınların kendi meme dokularını tanımalarının olağan dışı değişiklikleri fark etmelerine yardımcı olacağını ifade etti.Karaman, kendi kendine meme muayenesinin mamografi ve hekim değerlendirmesinin yerine geçmediğini, önerilen tarama programlarının düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini bildirdi.
Aile öyküsü ve genetik yatkınlık önemli
Meme kanseri riskinin değerlendirilmesinde aile öyküsünün de dikkate alınması gerektiğine işaret eden Karaman, özellikle ailesinde meme, yumurtalık, pankreas veya prostat kanseri öyküsü bulunan kişilerin bu bilgileri hekimleriyle paylaşmalarının önem taşıdığını belirtti.BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki bazı değişikliklerin meme kanseri riskini artırabildiğini aktaran Karaman, gerekli görülen durumlarda genetik danışmanlık alınmasının kişiye özel takip ve tarama programlarının oluşturulmasına katkı sağlayacağını kaydetti.Karaman, sağlıklı kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite yapılması, sigaradan uzak durulması ve alkol tüketiminin sınırlandırılmasının da meme kanseri riskini azaltmaya yönelik önemli yaşam tarzı önlemleri arasında bulunduğunu ifade etti.
Multidisipliner Tedavi Yaklaşımı
KTÜ Farabi Hastanesi'nde meme kanseri hastalarının tanı ve tedavi süreçlerinin farklı uzmanlık alanlarından hekimlerin katılımıyla değerlendirildiğini belirten Karaman, hastanede aktif olarak faaliyet gösteren multidisipliner meme konseyinin çalışmalarına ilişkin de bilgi verdi.Cerrahi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, radyoloji ve patoloji uzmanlarının katılımıyla haftalık toplantılar düzenlendiğini aktaran Karaman, hastaların durumlarının bu toplantılarda ele alındığını ve hastalığın evresi, tümörün özellikleri ile hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak en uygun tedavi yaklaşımının belirlendiğini kaydetti.Meme kanserinin tedavisinde cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavileri ve hedefe yönelik tedavilerden hastalığın özelliklerine göre yararlanılabildiğini ifade eden Karaman, tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını belirtti.
"Erken tanı hayat kurtarır"
Meme kanserinin yalnızca ileri yaşlarda görülmediğini, genç kadınların da kendi meme dokularını tanımaları ve ailelerinin sağlık öyküsü hakkında bilgi sahibi olmaları gerektiğini vurgulayan Karaman, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla kadınlara düzenli kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.Karaman, erken tanının tedavi başarısını artırdığını belirterek mamografi taramalarının zamanında yaptırılması, memede fark edilen değişikliklerin gecikmeden hekime gösterilmesi ve sağlık kontrollerinin ertelenmemesi gerektiğinin altını çizdi.