Açıklamasında, "Halkın derdini masa başında raporlardan değil, bizzat milletin arasına girerek anlamak gerekir." ifadelerini kullanan İslamoğlu, açlıkla mücadele eden çocukların, geçim sıkıntısı yaşayan emeklilerin ve borç yükü altında ezilen asgari ücretlilerin sesine kulak verilmeden sosyal adaletin sağlanamayacağını ifade etti.
Hz. Ömer'in (ra) halkın sıkıntılarını yerinde görmek amacıyla geceleri Medine sokaklarında dolaştığını anlatan kıssaya yer veren İslamoğlu, yöneticiliğin makam ve unvandan çok vicdan, sorumluluk ve hesap verebilirlik gerektirdiğini vurguladı. Hz. Ömer'in ihtiyaç sahibi bir aileye kendi sırtında erzak taşımasını örnek gösteren İslamoğlu, gerçek devlet adamının halkın alkışını değil, duasını kazanmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'de milyonlarca emekli, asgari ücretli, çiftçi, işçi ve dar gelirli vatandaşın artan hayat pahalılığı nedeniyle geçim mücadelesi verdiğini belirten İslamoğlu, devletin gücünün yalnızca büyük projelerle değil, vatandaşının yaşam kalitesini artırabilmesiyle de ölçüleceğini kaydetti.
Açıklamasında Hz. Muhammed'in (sav), "Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz." hadisini de hatırlatan İslamoğlu, bu anlayışın sadece yöneticilere değil, yetki ve sorumluluk sahibi herkese önemli görevler yüklediğini dile getirdi.
Kenan İslamoğlu, açıklamasını şu değerlendirmeyle tamamladı:
"Temennimiz; makamların güç gösterisi yapılan yerler değil, milletin yükünü hafifleten hizmet makamları olmasıdır. Hz. Ömer'in adaletini örnek alan yöneticiler çoğaldıkça emeklinin, asgari ücretlinin, çiftçinin, işçinin ve dar gelirli vatandaşın umudu da güçlenecektir. Çünkü adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil; sofralarda, pazarda, ücret politikalarında ve sosyal hayatta hissedildiğinde gerçek anlamını bulur."