Çiçek, yaptığı açıklamada, ithalata dayalı hayvancılık politikalarının besicileri zor durumda bıraktığını savundu.
Türkiye’de hayvancılığın 2010 yılından beri ithalata dayalı yürütüldüğünü ifade eden Çiçek, hayvan varlığının yetersizliği nedeniyle besilik, karkas ve kasaplık hayvan ithalatının sürdüğünü, 2024'ten bu yana ithalat yetkisinin Et ve Süt Kurumu’na ait olduğunu belirtti.
Bayram arifesinde canlı hayvanın kilogram fiyatının 420 lira olarak açıklandığını belirten Çiçek, bazı aracı ve et tüccarlarının köylerden hayvanları yüksek fiyatlarla topladığını anlattı.
Et ve Süt Kurumu'nun ithal et ve kasaplık karkaslarla piyasayı dengelemeye çalıştığını belirten Çiçek, “Şu anda besiciler çok pahalıya besilik materyali aldılar. Ramazan ayında besilik ve karkas etin kilogram fiyatı 750-800 lira seviyelerinde olmazsa besici zarar eder” dedi.
“BESİCİLER İKİ ARADA BİR DEREDE KALDI”
Et ve Süt Kurumu’nun küçük aile işletmelerine kilogramı 310 liradan sözleşmeli dana getirdiğini belirten Çiçek, sözleşme şartlarının ağırlığı ve kesim koşulları nedeniyle besicilerin uygulamaya yeterince ilgi göstermediğini söyledi.
Yem, saman ve arpa fiyatlarında bu yıl ciddi artış beklemediklerini belirten Çiçek, temel sorunun besilik dana bulmak olduğunu ifade etti. Çiçek, “Et ve Süt Kurumu besilik dana fiyatlarını çok yüksek açıkladığı için şu anda piyasada besiciler dana bulmakta çok zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu da hayvanları pahalıya getirdiğinden dolayı besiciler iki arada bir derede kaldı” diye konuştu.
“CANLI KİLO FİYATI 350 LİRAYA ÇEKİLMELİ”
Et ve Süt Kurumu’nun canlı ve karkas kilo fiyatlarını makul seviyeye çekmesi gerektiğini belirten Çiçek, canlı kilo fiyatının 350 lira civarında olması gerektiğini söyledi. Çiçek, “Et ve Süt Kurumu, karkas ve canlı kilo fiyatlarını makul bir seviyeye çekmeli. 350 lira civarına çekmeli ve çekerse de Türkiye’de bir normalleşme olacaktır. Ama 420 liraya canlı fiyat açıklayıp her ay enflasyon oranında zam açıklanırsa, ki 430 liraya çıkmış; bugün 430 liraya canlı hayvan veriyorsun, 550 liraya canlı hayvan kesiyorsun. Burada çok büyük bir tezatlık var” dedi.
Besicilere yönelik desteğin yetersiz olduğunu savunan Çiçek, “Şu an besicilere herhangi bir teşvik verilmiyor. Sadece dana başına 900 lira destek var. Onun da herhangi bir kıymeti yok. Biz her zaman taleplerimizi bakanlığa iletiyoruz, şu ana kadar olumlu bir dönüş olmadı” diye konuştu.
“ET VE SÜT KURUMU TÜCCAR DEĞİLDİR”
Et ve Süt Kurumu’nun kuruluş amacının üreticiyi korumak olduğunu belirten Çiçek, kurumun ticari anlayıştan uzaklaşması gerektiğini söyledi. Çiçek, “Ben 60 yaşındayım. Et ve Süt Kurumu ilk kez bir tüccar zihniyetine bürünmüştür. Zaten 8,3 katrilyon kâr etmişti. Et ve Süt Kurumu tüccar değildir. Besicileri koruyup kollaması için kurulmuştur. 1953’te, askeriyenin ve tüm vatandaşların sağlıklı et yemesi için kurulmuş bir kuruluştur. Üreticiye pahalı mal satmak için kurulmamıştır” ifadelerini kullandı.
“GENÇLER BESİCİLİKTE GELECEK GÖRMÜYOR”
Çiçek, besicilerin yeterli kazanç sağlayamamasının gençleri sektörden uzaklaştırdığını belirterek, “Gençler, besicilerin hiçbir şekilde kazanmadığını görünce besicilik yapmaktan vazgeçiyorlar. 40 sene besicilik yapan bir insanın bir şeye sahip olmadığını görünce gençler de gelecek görmediği için sermayesini bağlamıyor. Canlı maldır, dünya kadar para bağlıyorsun, yüzde 10-20 para kazanıyorsun, banka yüzde 50 faiz veriyor. Bunları hesap etmemiz lazım” diye konuştu.
Bakanlığın küçük aile işletmelerine 30’ar hayvan verilmesine yönelik programına da değinen Çiçek, “Ben 4,5 milyon para yatıracağım, ben o parayı bankaya yatırsam yılda 2 milyon para gelecek. Ben niye bu işe gireyim?” ifadelerini kullandı.