Konukçu, olayın yalnızca birkaç öğrenciyi hedef alan bir keyfilik olmadığını belirterek, “Bu durum, yıllardır devam eden Kürt kimliğine ve kültürel ifadelere yönelik baskı politikalarının güncel bir yansımasıdır” ifadelerini kullandı.
Önergesinde Türkiye’nin farklı kentlerinde Kürtçe müzik dinleyen, halay çeken ya da düğünlerde eğlenen yurttaşların “terör örgütü propagandası” iddiasıyla gözaltına alındığını hatırlatan Konukçu, bu tutumun “barış ve çözüm süreci” beklentilerinin konuşulduğu bir dönemde toplumsal kutuplaşmayı artırdığına dikkat çekti.
Konukçu, Menemen’deki olayda 6 öğrencinin gözaltına alındığını, bunlardan birinin gece yarısı evine yapılan baskınla tutuklandığını belirterek, şu sorulara yanıt istedi:
Öğrenciler kimin talimatıyla ve hangi yasal gerekçeyle gözaltına alınmıştır?
Gözaltılar sırasında usulsüzlük iddiaları hakkında soruşturma başlatılmış mıdır?
Kendi anadilinde halay çekmek bir suç unsuru olarak mı değerlendirilmektedir?
Sosyal medyada öğrencileri hedef gösteren ırkçı paylaşımlar hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?
Bu tür olaylar sonrası öğrencilerin eğitim haklarının korunması için ne tür destekler sağlanmıştır?
Son üç yılda Kürtçe müzik veya içerik paylaşımı nedeniyle kaç kişi “propaganda” iddiasıyla gözaltına alınmıştır?
Konukçu ayrıca, “Kürtçe müzik dinlemek, konuşmak, halay çekmek suç değildir; insan olmanın ve kimliğini yaşatmanın en doğal hakkıdır” diyerek, İçişleri Bakanlığı’ndan Kürtlerin kültürel haklarını güvence altına alacak somut adımlar atmasını talep etti.
DEM Partili milletvekili, “Hükûmetin, Kürtçenin kamusal alanda güvenle kullanılabilmesi için güven tesis edici politikalar üretmesi gerektiğini” vurguladı.
deneme amaçlı
11:20 - EKONOMİ