Konukçu, Anayasa’nın 42. maddesiyle güvence altına alınan eğitim hakkının deprem bölgesindeki çocuklar açısından sistematik biçimde ihlal edildiğini vurguladı. Aradan geçen üç yıla rağmen konteyner ve prefabrik okullarda eğitim gören on binlerce öğrencinin bulunduğunu hatırlatan Konukçu, yaşanan sürecin “geçici değil, kalıcı bir ihmal ve eşitsizlik düzenine dönüştüğünü” ifade etti.
“Eğitimde Açık Bir Ayrımcılık Sistemi Oluştu”
Eğitim Sen’in Eylül 2025 tarihli raporuna atıfta bulunan Konukçu, deprem bölgesinde altyapı yetersizliklerinin sürdüğünü, hijyen, güvenlik ve fiziki koşulların eğitim hakkını doğrudan tehdit ettiğini belirtti. Hatay’da yaklaşık 80 bin öğrencinin hâlâ konteyner ve prefabrik sınıflarda, Adıyaman’da ise 13 bin 800 öğrencinin taşımalı eğitimle öğrenim gördüğünü hatırlattı.
Konteyner sınıflarda aşırı sıcak ve yetersiz ısınma, kalabalık sınıflar, temiz su ve tuvalet eksikliği gibi sorunların ciddi sağlık riskleri yarattığını ifade eden Konukçu, “Parası olan özel okula giderken, yoksul ailelerin çocukları güvencesiz ortamlara mahkûm ediliyor. Bu durum eğitimde açık bir ayrımcılık sistemidir” dedi.
Psikososyal Destek Yetersiz, Okul Terkleri Artıyor
Önergede, deprem sonrası rehber öğretmen ve psikolog eksikliği, psikososyal destek hizmetlerinin yetersizliği ve ikili eğitim uygulamalarının çocukların ruhsal ve sosyal gelişimini olumsuz etkilediği vurgulandı. Travma yaşayan çocuklar arasında okul terkleri, çocuk işçiliği ve erken yaşta evliliklerin arttığına dikkat çekildi.
Konukçu ayrıca, özellikle kız çocuklarının eğitimden koparılmasının patriyarkal yapılarla birlikte derinleştiğini, mülteci, göçmen, Kürt ve Arap çocukların tekçi eğitim politikaları nedeniyle eğitimden yabancılaştığını ifade etti.
“Kaynaklar ÇEDES ve Vakıflara, Çocuklara Değil”
Depremzede öğrencilere ücretsiz yemek, temiz su ve ulaşım hizmeti sağlanmadığını vurgulayan Konukçu, buna karşın ÇEDES ve benzeri protokollerle vakıf ve derneklere kamu kaynaklarının aktarıldığını, özel okul teşviklerinin sürdürüldüğünü belirtti. Eğitim hakkının ticarileştirildiğini ve dinselleştirildiğini savundu.
Bakan Tekin’e 17 Kritik Soru
Konukçu’nun önergesinde;
Konteyner ve prefabrik okullarda eğitim gören öğrenci sayısı,
Taşımalı eğitim verileri,
Ücretsiz materyal ve dijital cihaz destekleri,
Okul terkleri ve kız çocuklarına yönelik geri kazanım çalışmaları,
Çocuk işçiliğiyle mücadele,
Deprem sonrası yapılan derslik ihaleleri ve harcamalar,
Okulların deprem güvenliği ve denetim süreçleri,
Vakıf ve derneklere aktarılan kamu kaynakları,
Özel okul teşvikleri,
Mülteci ve çok dilli eğitim politikaları
gibi başlıklarda 17 ayrı soru yer aldı.
Konukçu, Bakanlığın deprem bölgesinde eşit, parasız, nitelikli ve güvenli eğitimi esas alan kapsamlı bir planı olup olmadığını da sorarak, bu politikalardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.