Konukçu, inşaat sektöründeki taşeronluk sisteminin iş cinayetleri, hak gaspları ve sendikal baskıların odağına dönüştüğünü belirterek, “Bu saldırı münferit bir olay değil, ülkedeki emek ve emekçi düşmanı düzenin ve patron yanlısı iktidar anlayışının bir tezahürüdür” ifadelerini kullandı.
Sendika yöneticilerine taşlı-sopalı saldırı
DEM Partili Konukçu’nun önergesinde yer alan bilgilere göre, Esenkent’teki şantiyede çalışan işçilerin ödenmeyen ücretleri ve gasbedilen hakları için başlattıkları eylem sırasında, Yapı ve Yol İşçileri Sendikası (Yapı Yol-İş) yöneticileri ile işçilere şirket temsilcilerince taşlı sopalı saldırı gerçekleştirildi.
Saldırıda, Sendika Genel Başkanı Mustafa Adnan Akyol’un başına isabet eden taşlar nedeniyle bayıldığı, diğer sendika temsilcilerinin de yaralandığı belirtildi.
Ancak saldırının ardından yaralanan işçilerin hastanede tedavileri tamamlanmadan gözaltına alınarak karakola götürüldüğü, buna karşın saldırıyı gerçekleştiren patron temsilcileri hakkında yalnızca “mevcutlu olarak tutulma kararı” verildiği ifade edildi.
“Devlet emekten yana değil, sermayeden yana tavır alıyor”
Kezban Konukçu, yaşanan sürecin Türkiye’de emekçilerin örgütlenme hakkına yönelik baskıların geldiği vahim noktayı gösterdiğini belirtti.
Önergesinde şu ifadelere yer verdi:
“Bu tablo, emekçileri adeta suçlu konumuna düşürme çabası iken devletin emekten yana değil, patronlardan yana taraf olduğunu açıkça göstermektedir.”
Konukçu, Bakan Işıkhan’dan şu sorulara yanıt istedi:
Olaydan Bakanlığın haberi var mı?
Saldırıya ilişkin idari veya hukuki bir inceleme başlatıldı mı?
Yaralı işçilerin gözaltına alınması ve patron temsilcilerine kıyasla farklı işlem uygulanması konusunda Bakanlığın bir girişimi olacak mı?
Şantiyedeki işçilerin gasp edilen haklarıyla ilgili denetim yapılmakta mı?
Dünya Şehir İnşaat ve taşeronu Serter Yapı hakkında geçmişte işçi hakkı ihlali şikâyetleri bulunmakta mı?
“Emek hırsızlığını şiddetle gizleyemezsiniz”
Yapı Yol-İş Sendikası da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Emek hırsızlığınızı bu saldırıların altına gizleyemezsiniz. Atılan taşların ve çalınan emeğimizin hesabını soracağız” ifadeleriyle patronlara ve yetkililere tepki göstermişti.
Konukçu, bu paylaşımı hatırlatarak, “Sendikaların hedef alınması, emek hırsızlığını gizleme çabasının bir parçasıdır” dedi ve hükümeti “emeğin örgütlenme hakkını bastırmak yerine işçi haklarını korumaya” çağırdı.
“Patron yanlısı politikalar terk edilmeli”
Önergesinde, iktidarın asgari ücret politikası, grev yasakları ve taşeron sisteminin teşviki gibi uygulamaların da “patron yanlısı” olduğunu vurgulayan Konukçu, Bakan Işıkhan’dan hükümetin bu konuda işçi haklarını korumaya yönelik somut bir adım atıp atmayacağını sordu. Konukçu ayrıca, son beş yılda sendikal faaliyet nedeniyle işten çıkarılan, baskıya veya şiddete uğrayan işçilerin sayısı ile bu olaylarda patronlara uygulanan cezai yaptırımların açıklanmasını da talep etti. İşçilerin güvenliğini sağlamaya yönelik yeni yasal düzenleme veya denetim mekanizması olup olmadığını da soran Konukçu, “Türkiye’de emeğin örgütlenme ve hak arama mücadelesini bastırmak yerine güçlendiren politikalar uygulanmalıdır” dedi.