Geçtiğimiz yıllarda kiloyla yapılan sebze alışverişleri yerini yarım kilolara ve hatta taneyle sebze alımına bıraktı.
Pazarcı esnafı ve yerli üreticiler pazarın mevcut durumunu değerlendirdi.
Artvin halk pazarında tezgahlar taze sebze ve meyvelerle dolup taşsa da etiketlerdeki yüksek fiyatlar hem alıcıyı hem de satıcıyı olumsuz etkiliyor. Hayat şartlarının zorlaşması ve vatandaşın bütçesinin kısıtlanması sebebiyle pazardaki alışveriş alışkanlıkları değişti. Pazar tezgahlarında kilo ile alışveriş dönemi büyük oranda kapanırken, tüketiciler mecburen gramaj düşürerek ya da adetle sebze almaya başladı.
Marketlere Kızdı, Kendi Ürününü Pazarda Satmaya Başladı
Yaklaşık 2 yıldır pazarcılık yapan üretici Arzu Önen, daha önce yetiştirdiği ürünleri marketlere verdiğini ancak marketlerin emeğini değersizleştirdiğini dile getirdi. Üreticinin hakkını alamadığını belirten Önen, pazara çıkış hikayesini şu sözlerle aktardı:
“Önceden de ekiyordum, yapıyordum, marketlere veriyorduk. Çok ucuz alıyor marketler, yani emeğimizi öldürüyor. Onlara kızdım. Dedim, götürürüm pazarda kendim satarım, kendi ürünümü. Öyle başladık yani.”
Fiyatların mevcut hayat şartlarına göre pahalı olduğunu vurgulayan Önen, durumun satışlara olan yansımasını ise şöyle ifade etti:
“Ya, alıcıya da zor, biz ekiciye de zor. Tabii ki pahalı fiyatlar. Hayat şartlarına göre pahalı. Ama yapacak bir şeyimiz yok. Mesela ben geçen sene, adam benden fasulyeyi alıyordu, 3-4 kilo alıyordu. Şimdi adam alıyor, yarım kilo fasulye. Çok fark etti. Her şeyde, bütün sebzelerde aynı yani. Parasına göre hareket ediyor insanlar, adet adet alanlar da oluyor mecburen.”
Pazarın En Pahalısı Asma Yaprağı Oldu
Tezgahındaki ürünlerin fiyatları hakkında bilgi veren Arzu Önen, pazarın en pahalı ürününün asma yaprağı olduğunu belirterek, “Benim sattığım asma yaprağı en pahalısı oydu. 350'den sattım asma yaprağının kilosunu. Kiraz 150'den gidiyor. Mesela biber, patlıcan yerli oldu mu 100 liradan gidiyor. Fasulye de 100 liradan. Salatalık, domates yerli oldu mu 100 lira” dedi.
“Yerli Ürün ile Dışarıdan Gelen Ürün Arasında Fiyat Farkı Var”
Dışarıdan gelen hallik ürünler ile kendi yetiştirdikleri yerli ürünlerin fiyat ve kalite farkına değinen Önen, toptan alım imkanlarının fiyatları etkilediğini belirtti:
“Yandaki komşu 3 kilosunu 100 liraya satıyor domatesin. Ama tabii ki kendi ektiğin yerliyle o bir değil. O Antalya ürünü, hormonlu. Tadı tuzu yok. Ama yerli öyle değil de, yani kendi ektiğin başka. Onlar toptan alıyor, ucuz alıyor. Ben bir çuval getirtirsem adam 100 liraya getiriyor, o adam 60 liraya getiriyor. Onun için onlarda daha ucuz, fiyatlar fark ediyor.”
“Vatandaşa Para Yok ki Alsın”
Tezgahındaki fiyatları aktaran pazar esnafı Fatma Düzcan ise yerli ve hal ürünlerini benzer fiyatlardan sattığını belirterek pazarın genel durgunluğuna dikkat çekti. Düzcan:
“Domates 50, salata 50, peşi yine 50'ye düştü, 50. Fasulye 100 lira. Yeşillikler 30 lira. Ama işte, iş yok. Vatandaşa para yok ki alsın. Genellikle ulusal marketler daha tercih ediliyor. Mesela şu yerli, ben bunu da 50'ye veriyorum. O haldir, o da 50'ye veriyorum yani. Aynı para ikisi de. Valla bunu da alan oluyor, onu da alan oluyor” ifadelerini kullandı.
Vatandaşın pazar yerine manavı ve zincir marketleri tercih ettiğini söyleyen Düzcan, “Vatandaş diyor ki; 'Manavda da aynı, pazarda da aynı.' Buradan alacağına oradan alıyor. Ama biz diyoruz ki günlük gelen sebze meyve burada alınsın ama yine vatandaş manavı tercih ediyor. 'Niye taşıyayım' diyor, bir de elimden kusur ediyor” dedi.