Arda'yı Madrid'de neler bekliyor?

Türk futbol tarihinin en heyecan verici transferlerinden biri resmiyet kazandı ve Arda Güler, Real Madrid’in yolunu tuttu. Bu içerikte, Arda'yı Real Madrid radarına sokan özelliklerini, gelişmesi gereken yönlerini ve gelecek yılı konuşalım.

FUTBOL - 07-07-2023 14:15

Bugünlerde Türk futbolu, benzerine hiç rastlamadığı bir heyecanı yaşıyor.
18 yaşında bir genç, vaktiyle Luis Figo gibi, Neymar gibi süperstarlar için karşı karşıya gelmiş iki devi yeniden transfer düellosuna dahil etti.
Barcelona ile Real Madrid arasında geçen ve başkent ekibinin mutlu sonuyla neticelenen süreç, Arda’yı Los Galacticos’a bağladı.
Her şey yolunda gider, sakatlıklardan ve pek çok yan etmenden uzak kalır ve bir de üzerine potansiyelinin doruk noktasına ulaşırsa, Arda Güler’i yaşından daha uzun ve hepimiz için heyecan verici bir kariyer bekliyor.
Ben de kendi çapımda Arda’ya, kulüp tercihine, önümüzdeki sezon ve gelecek yıllarda alabileceği role dair bir beyin fırtınası yapmak istedim.
Çayları hazırlayalım, başlayalım.
Arda, Real Madrid’de oynayabilir mi?
Futbol kamuoyunun kendi özünde en sık tekrarladığı soruların başında bu geliyor.
Real Madrid’in çok sayıda potansiyelli, potansiyelinin nirvanasına ulaşmış, pozisyonunun atletik sınırlarının tavanlarında gezen yıldızı var. Bunların arasında Arda şans bulabilir mi?
Bunu cevaplarken, kulübün oyuncu hakkında –henüz bilmediğimiz- politikasını soyutlayarak konuşmak durumundayım. Zira birbirini zıtlayan onca haber içinde tahmin yürütebiliyor olmamıza rağmen kiralanıp kiralanmayacağını, 23/24 sezonunu Madrid’de geçirip geçirmeyeceğini kesin olarak bilmiyoruz.
Dolayısıyla, tahminimle de paralel olarak Arda’nın önümüzdeki sezonu Real Madrid’de geçireceğini varsayarak yazacağım.
Öncelikle Real Madrid’in ne oynadığına, neye sahip olduğuna ve en önemli eksiklerine odaklanalım.
Geride kalan sezonda Real Madrid, orta sahasının oyun gücü ve Ancelotti’nin ikili eşleşme becerisinin yanında (bana göre kadro kaynaklı olarak) pek çok problemiyle yüzleşerek lig yarışında geride kaldı ve Şampiyonlar Ligi’nde Manchester City’ye net bir skorla mağlup oldu.
Eflatun beyazlıların en büyük sorunlarının başında, yaş aldıkça performansı daha da gerileyen Carvajal’in set savunmasında oluşturduğu zaaflar, alternatifsizliği ve doğal olarak takımın kendi kalesinden uzak oynama mecburiyeti geliyordu.
Bu durumda Real Madrid topu domine etmeli, oyunu rakip alana yıkmalı, ikinci top bırakmamalı ve her rakibe karşı üretebilmeliydi.
Problemler sarmalı Benzema’nın sakatlıklarıyla had safhaya çıktı. Her ne kadar kadro kalitesi üst seviye görünse de Ancelotti’nin elinde hücum hattında karar alacak, kapalı savunmayı taşıyacak, hepsinden önemlisi geçişi yönetecek birinci ve belki de tek parça Benzema’ydı. Vinicius ve Rodrygo, forvetin bıraktığı alanı kullanan harika iki skorer olmakla birlikte seti de geçişi de yönetebilecek isimler değil. Belki Vinicius belli oranda yapabilir ama Rodrygo daha çok hücum aksiyonunun final anında etkinlik gösteriyor.
Benzema varken de La Liga ekipleri, Real Madrid’i çoğunlukla beşli savunma bloğu arasında Benzema’yı hapsedip kanatlara yönlendirerek zayıflattı. Sağ kenarda ters ayaklı bir üreticinin bulunmaması oyunu tamamen Vinicius’un üzerine bindiriyor, bu da her zaman netice vermiyordu. Ayrıca pozisyon bulabilmek için alınan riski artırmak, Real adına daha çok top kaybı ve haliyle kalesinde daha çok gol görme gibi neticeler oluşturuyordu.
Orta saha üçlüsünde geri basan bir oyuncuyu eksiltip, Asensio, Ceballos veya ön hatta oynayabilecek başka bir futbolcuyla birlikte 4-2-3-1’e dönünce de takımın topu geri kazanma süresi düşüyordu. Modric ve Kroos’un yanına Valverde/Tchouameni ikilisinden birini koyunca topun etrafında yoğunlaşabiliyorsunuz fakat ikili bir merkez hattında bu kolay olmuyor. Neticede, her ne kadar minimum düzeyde hissettiriyor olsalar da Modric ve Kroos yaş almış oyuncular ve bu formülde hücum dörtlüsü de tembel kalıyor.
Eflatun beyazlılar 2021-2022 sezonunda da bu tip sorunlar yaşadığı maçlar çıkarmış ancak hem Benzema’yı neredeyse tam sezon oynatabilmiş, hem de Casemiro önündeki herkesi taşıyabildiği için 4-2-3-1 ve türevi formatlarda daha az hasar görmüştü.
Yeni sezonda bu problemleri tekrar tekrar yaşamamak için birkaç net ekleme gerekiyordu. Atletizm seviyesini artıracak, oyunun iki yönünde de etkin ama skor dokunuşu ağır basan bir orta saha (Bellingham), set savunmasını aksatmayacak bir sağ bek, Ters ayaklı üretici bir sağ kenar ve Benzema’yı yedekleyecek bir forvet.
Ne var ki, planları kökten değiştiren bir gelişme yaşandı ve Benzema, kariyerini Suudi Arabistan’da sürdürme kararı aldı.
Dünyada Benzema’nın yaptığı işi bire bir yapabilecek, aynı oranda set etkinliği olup aynı düzeyde geçiş yönetme kalitesi gösterecek belki de tek santrfor Harry Kane ve onun da Bayern Münih’e transferi gündemde. Kane dışında alınabilecek tüm forvet alternatifleri için Real Madrid’in rotasyonunun değişmesi gerekecek. İlk 11 oynasın veya kenardan gelsin, artık bu kadroya Benzema’nın bıraktığı üretim gücünün dağılacağı paydaşlardan olacak bir on numara veya solak sağ kenar oyuncusu gerekiyordu.
Arda Güler, tek başına iki ihtiyaca da hitap ediyor.
Kısa süre içerisinde böyle olup olmayacağını göreceğiz fakat ben Real Madrid’in Arda’yı yatırım yahut gelecek amaçlı değil, tam da bu tip bir oyuncu eksiği bulunmasından dolayı hiç de fena olmayacak kadar süre vermek üzerine aldığını düşünüyorum.
Arda’nın önümüzdeki yıl, tam sezon boyunca (ve özellikle hedef maçlarda) orta saha rotasyonuna dahil olması kolay değil. Bu hat hem çok kaliteli, hem çok kalabalık hem de fiziksel seviyesi yüksek, iki yönlü oyunculardan oluşuyor. Sağ kenarda da Rodrygo’nun atletizminden vazgeçmek kolay değil. Bununla beraber, 50-60 maçı gören ve çok farklı tipte rakiplerle karşılaşan bir ekipte ilk 11 başlayacağı birkaç maç, kenardan ihtiyaca yönelik geleceği fazla sayıda maç olacaktır.
Hatta burada, kağıt üzerinde Arda’nın forma şansı bulmasını zorlaştırıyor gözüken Bellingham transferinin aslında Arda’nın dakikalarını artıracak bir etki oluşturabileceği kanısındayım. Zira Camavinga’nın daha çok sol bek oynamaya başladığını düşünürsek, Ancelotti gibi savunma yükünden kurtulmak isteyen hücum oyuncularını nasıl taşıyacağını bilen bir antrenöre geniş alanı kat edecek en az iki merkez oyuncusu gerekir, bu şartları sağlamayan hücumcu orta sahaları nadiren kullanır. Valverde’nin yanına Bellingham’ın eklenmesi, Arda’nın –şayet kiralık gönderilmezse- oyuna gireceği maç ve dakika sayısını artırabilir.
Tabii tüm bunlar, takımda kalması halinde gelecek sezon özelinde üretilen fikirler. Bir de uzun vadeli gelişim süreci olacak.
Arda, kendini hangi yönde geliştirmeli, nasıl bir futbolcuya dönüşmeli?
2023 yılının Şampiyonlar Ligi seviyesi futbolu, orta sahada tek yönlülüğü ve sadece hücum bölgesinde top alma isteğini kaldıramıyor. Tarihin en iyisi olduğunu düşündüğüm, her izleyişimde büyülendiğim Messi ve onun parçası olduğu takımlar dahi birkaç yıldır bu anlamda zorluk yaşıyor.
Arda’nın bana göre en önemli eksiklerinin başında oyun içi kopmaları geliyor. Altyapıdan kesin olarak A Takım’a çıkışı henüz iki yıl dahi olmamış bir futbolcu için doğal olsa da aşması gereken en önemli eşik bana göre bu.
Neyi vurguladığımı biraz daha netleştireyim. Arda, rakibin ilk temasından kurtulabildiği ve rakip kaleye 30-35 metre mesafede aldığı her topta, her türlü tehdide sahip. Bünyesinde barındırdığı hücum meziyetlerinin belki en sonlarında gelen şut kalitesi bile üst seviyede. Bunun yanında, topun arzu ettiği noktaya taşınamadığı anlarda 10-15 dakikalık periyotlarla sahada kaybolduğu dilimler oldu. Bunun da nedeni, merkezde oynadığı maçlarda geri basarak top alma alışkanlığının düşük olması.
Arda’nın belki de en büyük şansı Luka Modric ile idman yapmak olacak. Onun adına en önemli zaaf olarak gördüğüm bu dalın dünyadaki ve hatta belki de tarihteki en üst seviye temsilcisi Modric. Top rakip alana taşınamıyorsa, savunma sizi çok iyi bir planla takip ediyor ve döndürmüyorsa geri kaçarak top almak ve orada dinlenmeden, net bir şekilde oyunu karşı tarafa taşımak icap ediyor. Müthiş bir mentor altında bunu kazanabileceğini düşünmemek için hiçbir neden yok.
Bir diğeri savunma takibi. Süper Lig ile elit ligler arasında sıklıkla tekrarlanan tempo farkını aslında büyük oranda bu durum oluşturuyor. Her iki ligde de süratli olabiliyor, her iki ligde de hızlı karar alabiliyorsunuz ama Süper Lig sizin top ayağınızda değilken dinlenmenizi izleyici ve antrenör gözünde tolere ediyor. Elit ligler etmiyor.
Özellikle sırtı dönük oynayabilen 6 numaraları hücum oyuncularıyla bire bir marke etmek gibi çok kestirme savunma stratejilerine ihtiyaç duyulan bir dilimde, oyunun merkezinde kalıcı yer edinebilmek için savunma takibini 90 dakikaya çıkarabilmeniz, bu kazanımı elde etmeniz gerekiyor. Arda bu işe sıfıra yakın bir noktadan başlayacak.
Bahsettiğim iki faktör, genç yıldızın 8/10 numara olarak değerlendirileceği senaryolar için geçerli. Bir de benim teoride daha önde gördüğüm sağ kanat oynama ihtimali var.
Bunu daha mümkün görüyor olmamın sebeplerini kendimce önem sırasına göre sıralayayım. İlk sırada oyunun merkezinin tek yönlülüğü kabul etmemesi, onun ardında Real Madrid’in harika orta saha rotasyonu, bunun arkasında ters ayaklı solak kanat eksiği ve en sonunda da aslında Arda’nın sağa kırılarak oynadığında çok daha rahat ve fazla sayıda top alıyor olması yatıyor.
Tabii bu çıkarım % 100’üyle geçerli olması beklenen ve her maç tezahür edecek bir netice oluşturmaz, zira Real Madrid pek çok maçı favori oynayacak ve Arda gibi profillere kaleyi cepheden gören açıda da ihtiyaç duyacak. Bununla birlikte, başlangıç aşamasında sağda tercih edilmesinin her iki taraf için de daha konforlu olacağını ve Ancelotti’nin de buna başvuracağını düşünüyorum.
Oyunu genişletmek, topun sizde kalması ve kullanılabilmesi için en garanti ve elzem yol. Arda orta saha oyuncusu olarak başladığı maçlarda bile daha rahat top alabilmek, geniş alandan dar alana doğru süzülebilmek için kendini sağa atıyor. Merkezde X kadar aldığı topu kanatta 2X’e çıkarabiliyor. Zaten klasik, eski tip bir kanat oyuncusu gibi oynamıyor. Bekini kullanmayı da bilen bir futbolcu olarak 3-4 farklı tehdit oluşturuyor. Ancelotti (ya da 2024’te gelecek yeni antrenör) elinde solak kanat yokken böyle bir fırsatı kaçırmak istemeyecektir.
Kanat oynama ihtimali için de tabii ki patlayıcılık gibi bir engel söz konusu. Vini, Rodrygo gibi oyuncularla oynayan ve özellikle City, Liverpool gibi eşleşmelerde atletik kanatlarına çok ihtiyaç duyan bir takım için Arda’nın mevcut sürati yeterli gelmeyebilir. Bu ‘patlayıcılık’ tek başına antrenmanla gelişecek bir durum da olmayabilir fakat kalça kuvveti gelişebilir. Dünyanın en süratli futbolcularından olmayan, fiziken çok ağır da basmayan oyuncular kalça kuvveti ve vücut dengesiyle bu pozisyonu kotarıyorlar. En kolay, en hızlı geliştirebileceği ve muhakkak geliştirmek zorunda olduğu bölgelerden biri üst bacak olacak.
Real Madrid kadrosunda topsuz hareketliliği seven çok oyuncu var, hepsi de (ister göbekte ister sağda oynasın) Arda’nın tersine, kolaylıkla top atabileceği bölgelere düşüyor. Üstelik bugünlerde Mbappe ismi konuşuluyor. Topu seven ve topla meziyetleri sınırsız oyuncular kıymetlidir ancak sayıca fazla olmaları durağan bir takım oluşturabilir. Arda bu konuda da şanslı olacak. Muhtemelen de asist sayısı, gol sayısının 1.5-2 katı dolaylarında seyredecek.
Çok tekrarladığım, ilk defa bir metnimi okuyor olma ihtimali bulunan insanlar için yineleyeceğim bir övgü ve umut var. Arda meziyetinde oyuncu zaten az geldi ama hayal kurduran genç oyuncuların çoğunun bir gün pozisyon bitirebiliyor, bulduğunu atabiliyor, son pası verebiliyor, doğru kararı alabiliyor olmasını hayal ettik. Bu seviyeye geldikleri takdirde çok başka şeyler konuşturacaklarını düşündük.
Arda, henüz 18 yaşında zaten bu seviyede. Doğru pası görüyor, pozisyonun doğrusunu oynayabiliyor, final servisini yapıp gol vuruşunu çıkarabiliyor. Meziyetleri sadece göze değil tabelaya da hitap ediyor. Maçı alan bir numaralı etmen olabiliyor. Bunu da 18 yaşındaki çok az oyuncu yapabiliyor.
Benim yaşım 26. Belki benden evveline yetişenlerin fikri farklıdır. Ömrümün yettiği oranda Türkiye’de en heyecan duyduğum, en umutlu olduğum, en özel bulduğum futbolcu Arda Güler oldu. Potansiyelinin ve performansının karşılığını 18 yaşında Real Madrid ve Barcelona’yı yarıştırarak buldu.
Yolun açık, kariyerin parlak olsun. Bir gün ülkemizin uluslararası bir kupada elde edeceği şampiyonluğa öncülük etmen dileğiyle…

Günün Diğer Haberleri