Ali Rıza Demircan: “Ümmetçi Olmam Türk Milletinin Mensubu Olmama Engel Değil”

Rizeli ilahiyatçı yazar Ali Rıza Demircan, ümmetçilik ve milliyetçilik kavramları üzerine değerlendirmelerde bulunarak, Müslüman bir insanın kendi milletine bağlılık duymasının ümmet anlayışıyla çelişmediğini söyledi.

RİZE - 22-08-2026 08:09

Demircan, “Ben ümmetçiyim. Benim ümmetçiliğim, benim milliyetçi olmama da milletimin yücelmesini istememe de bir engel yok.” dedi.

Rizeli ilahiyatçı yazar Ali Rıza Demircan, katıldığı bir programda ümmetçilik, milliyetçilik, millet ve devlet anlayışı üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Kendisinin Türk milletinin bir mensubu olduğunu belirten Demircan, ümmet anlayışının kişinin kendi milletine ve toplumuna olan bağlılığını ortadan kaldırmadığını ifade etti.

“Ümmetinin Mensubu Olmam Türk Milletinin Mensubu Olmama Engel Değil”

Demircan, kendisini hem Müslüman ümmetinin bir ferdi hem de Türk milletinin mensubu olarak gördüğünü belirtti.

“Ümmetinin mensubu olmam Türk milletinin bir ferdi olmama mani değil ki.” diyen Demircan, Türkçe konuşan bir anne ve babadan dünyaya geldiğini, ailesinin ve ülkesindeki Müslümanların değerleriyle iftihar ettiğini söyledi.

Demircan, milliyetçilik ile ümmetçilik arasında zorunlu bir çatışma bulunmadığını savunarak, kişinin kendi milletinin gelişmesini ve yücelmesini istemesinin ümmet anlayışına aykırı olmadığını dile getirdi.

“Ümmetçilik, Kendi Milletini Reddetmek Değildir”

Ümmetçilik anlayışının başka milletleri veya toplumları dışlamak anlamına gelmediğini belirten Demircan, kişinin sahip olduğu imkanları öncelikle yakın çevresinde değerlendirmesinin doğal olduğunu ifade etti.

Demircan, elinde sınırlı bir imkan bulunması halinde öncelikle yakınındaki insanlara yardım edeceğini belirterek, bunun başka toplumları reddetmek anlamına gelmeyeceğini söyledi.

Bu düşüncesini aile, akraba, komşu ve millet üzerinden örneklendiren Demircan, insanın sorumluluklarının yakın çevresinden başlayarak daha geniş bir topluma doğru uzandığını ifade etti.

“Önce Anana Babana, Sonra Akrabana, Sonra Komşuna”

Demircan, konuşmasında İslam'ın insanın iyilik ve sorumluluk anlayışında bir sıralama ortaya koyduğunu belirterek, yakın çevreye yönelik sorumlulukların önemine dikkat çekti.

Kişinin önce anne ve babasına, ardından akrabalarına ve komşularına karşı sorumluluk taşıdığını belirten Demircan, bu anlayışın kişinin kendi toplumu ve milletiyle olan bağlarını da doğal hale getirdiğini söyledi.

Demircan, Türkçe konuşan bir insan olarak Türkçe konuşan insanlarla daha kolay iletişim kurmasının da doğal bir tercih olduğunu dile getirdi.

“Denge Üç Şemsiyedir”

Ümmet, millet ve insanlık arasındaki ilişkinin dengeli şekilde ele alınması gerektiğini ifade eden Demircan, bu kavramları birbirini dışlayan anlayışlar olarak görmediğini belirtti.

Demircan, kişinin hem kendi milletine mensup olabileceğini hem de bütün Müslümanları ve insanlığı kapsayan daha geniş bir sorumluluk anlayışına sahip olabileceğini savundu.

Bu noktada ümmet anlayışının kişinin kendi kimliğini ve milletini reddetmesini gerektirmediğini ifade etti.

Devlet ve Savaş Konusunda Dikkat Çeken Değerlendirme

Ali Rıza Demircan, konuşmasının devamında devlet ve savaş konusundaki görüşlerini de paylaştı.

Bir insanın kendi devletinin vatandaşı olması nedeniyle devletine bağlılık duyabileceğini belirten Demircan, ancak devletin her yaptığı uygulamanın otomatik olarak doğru kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Özellikle haksız yere savaş açılması durumunda bunun meşru kabul edilemeyeceğini dile getiren Demircan, devlet anlayışının adalet ilkesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Haksız Bir Savaş Meşru Değildir”

Devletlerin başka ülkelerin topraklarını işgal etmek veya haksız amaçlarla savaş başlatmak gibi uygulamalarının İslami açıdan meşru görülemeyeceğini belirten Demircan, devletin yaptığı her eylemin sırf devlet tarafından gerçekleştirildiği için doğru kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Demircan, devlet ile adalet arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, devlet yönetiminde temel ölçünün adalet olması gerektiğini savundu.

Konuşmasında Türkiye’nin başka ülkelere yönelik olası müdahaleleri üzerinden de örnekler veren Demircan, sırf toprak işgali amacı taşıyan savaşların meşru olmayacağını dile getirdi.

“Devletim Adaletliyse Ben de Devletimden Yanayım”

Demircan, devletine bağlılığının adalet anlayışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Devletim adaletliyse ben de devletimden yanayım.” anlayışını ortaya koydu.

Rizeli ilahiyatçı yazarın değerlendirmeleri, milliyetçilik ile ümmetçilik arasındaki ilişkinin yanı sıra devlet, adalet ve savaş kavramlarının İslami açıdan nasıl ele alınması gerektiğine dair görüşleriyle dikkat çekti.

Demircan’ın açıklamalarında öne çıkan temel yaklaşım ise kişinin kendi milletine ve toplumuna bağlılığının, bütün Müslümanlara ve insanlığa yönelik sorumluluk anlayışıyla çelişmediği yönünde oldu.

 

Günün Diğer Haberleri